|
Hayvanların besin
maddesi ihtiyaçlarını karşılamak üzere; yaş, kuru, tane veya
silaj olarak yedirilen bitkilere yem bitkisi adı verilir.
Çiftlik hayvanlarının besin ihtiyaçlarını karşılamanın en
ekonomik yolu otlarla beslemektir. Unutulmamalıdır ki kendi
yemini üretmeyen hayvancılık işletmeleri karlı olamaz.
Yem bitkileri
tarımı, diğer tarla bitkilerinden farklı uygulamalar
gerektiren bir tarım koludur. Çünkü yem bitkileri birim alana
çok sık ekilmekte ve bu bitkilerin yaprak, sap ve yumru gibi
kısımları üretilmeye çalışılmaktadır.
Tohum yatağının
hazırlanması ve ekim;
Yem bitkileri
tarımının ilk şartı çok iyi bir tohum yatağı hazırlamaktır.
Çünkü yonca gibi türlerin tohumları oldukça küçüktür. Eğer
iyice ufalanmış, bastırılmış ve düzeltilmiş bir tohum yatağı
hazırlanmazsa tarlaya atılan tohumların büyük çoğunluğu
çimlenemez.
Yem bitkileri
ekimlerini mutlaka mibzer kullanarak yapmamız gerekir.
Maalesef ülkemizde yem bitkilerini ekebilecek makineler yaygın
olmadığı için serpme ekim yapılmaktadır. Serpme ekimde çok
fazla tohum kullanmak gerekir. Atılan tohumları istenilen
derinliğe düşürmek ve bitkiler arasındaki mesafeyi ayarlamak
zordur. Bu nedenle serpme ekimler hem masraflı, hem zahmetli
hem de kısa ömürlü olur. Mibzer yardımıyla daha verimli ve
uzun yıllar kullanılabilen başarılı ekimler yapabiliriz. Bir
mibzer ekimdeki tohum tasarrufundan dolayı kısa zamanda
masrafını çıkartmaktadır. Örneğin yonca ekimi yapılırken
serpme ekimde dekara 6-8 kg tohum kullanmak gerekir, mibzerle
ekimlerde ise 1-2 kg tohumla daha başarılı ekimler
yapılmaktadır. Mibzerle yapılan ekimlerde korunga için 10 kg,
fiğ için 12 kg, silajlık mısır için ise 3-5 kg tohumluk
yeterli olmaktadır.
Küçük tohumlu
yem bitkilerini ektikten sonra, tarlayı merdane geçirerek
mutlaka bastırılmalıyız. Bastırma ile tohumların toprakla
teması sağlanmakta ve toprak neminin kaybolması önlenmektedir.
Böylece tohumların daha kolay çimlenmesi sağlanır.
Yabancı otlarla
mücadele;
Yem bitkileri
tarımında en büyük zorluklardan birisi yabancı otlarla
mücadeledir. Ne yazık ki üreticilerimiz yabancı otlar için
gerekli tedbirleri almamaktadırlar. Bu nedenle büyük masraf ve
emeklerle kurulan yem bitkileri tarlalarını kısa sürede
yabancı otlar sarmakta, otun verimi ve besleme değeri
düşmektedir. Tarlalardan uzun yıllar yüksek verim almak için
mutlaka yabancı ot mücadelesi yapılmalıyız. Yabancı otlarla
mücadele için yapılacak ilk iş temiz bir tohum yatağı
hazırlamaktır. Yem bitkileri fideleri toprak yüzeyine
çıktıkları zaman son derece zayıftırlar. Tarlada bulunan
yabancı otlarla rekabet edemezler. Bu yüzden tarladaki yabancı
otları ekimden önce tamamen yok etmeliyiz. Bitkiler çıktıktan
sonra yabancı ot baskını olursa; yolma, koparma, ve biçme gibi
yöntemlerle mücadele edebiliriz. Silajlık mısır tarlalarında
en az bir defa çapa yapmalıyız. Yabancı otlar için en son çare
olarak kimyasal ilaç kullanabiliriz. Özellikle tohuma
bırakılan yonca tarlalarında yabancı ot ilacı kullanılmalıdır.
Yonca gibi sulu şartlarda ekilen çok yıllık yem bitkilerinde,
yabancı ot gelişmesini engellemek için arpa veya buğdayla
karışık ekim uygulaması da faydalıdır. Arpa veya buğdayla
yapılan karışık ekimler hem ilk yılda tarladan daha fazla ürün
alınmasını sağlamakta hem de yabancı otların gelişmesini
engellemektedir. Ancak arpa veya buğdayla karışık ekim
yaparken, bu bitkilerin tohum miktarlarını azaltmalı ve mümkün
olduğu kadar erken biçmeliyiz.
Gübreleme,
sulama ve hasat;
Yem bitkileri
yetiştiriciliğinde gübreleme konusunda da önemli hatalar
yapılmaktadır. Genellikle yem bitkilerine kimyasal gübre
uygulanmamaktadır. Oysa toprak analizleri yapılıp, toprakta
eksikliği olan besin elementlerini gübre olarak vermeliyiz.
Yonca ve korunga gibi baklagil yem bitkilerine azotlu
gübreleri az miktarda ve sadece ekim yılında, fosforlu
gübreleri ise her yıl uygulanmalıyız. Yonca tarlalarına ikinci
yıldan itibaren çiftlik gübresi verilmesi bir başka yanlış
uygulamadır. Çiftlik gübresi verilecekse ekimden önce, tohum
yatağı hazırlanırken vermeliyiz. Daha sonraki yıllarda verilen
çiftlik gübresi yoncanın kesilmesine ve tarlayı yabancı
otların istila etmesine sebep olur. Silajlık mısırın gübre
ihtiyacı yüksektir. Yüksek verim alabilmek için toprak
analizlerine göre mutlaka azotlu ve fosforlu gübre
uygulamalıyız.
Korunga kıraç
şartlarda yetiştirilen bir yem bitkisidir. Ancak yonca gibi
bitkiler sulu şartlarda yetiştirilirse bir yılda daha fazla
biçim ve daha fazla ürün verirler. Yoncayı biçimden bir hafta
önce ve biçimden bir hafta sonra olmak üzere her biçimde en az
iki defa sulamalıyız. Sıcak ve kurak olan yaz aylarında ise
yonca ve mısır tarlaları haftada bir sulanmalıdır.
Yem
bitkilerinde biçim zamanı ot verimini ve otun besleme değerini
çok yakından etkileyen önemli bir faktördür. Genellikle
üreticiler daha fazla ot verimi almak için yem bitkilerini geç
hasat etmektedirler. Biçim zamanı geciktirilince verim bir
miktar artar. Fakat gecikme ile birlikte otun besin değeri
hızla düşer ve kartlaşan ot hayvanlara daha az yarayışlı olur.
Hem verimin hem de besin değerinin yüksek olması için yonca ve
korungayı çiçeklenmeye başladığı dönemde biçilmeliyiz. Fiğ
gibi yumuşak saplı bitkileri daha yavaş kartlaştıkları için
biraz geciktirerek alttaki baklalarının dolduğu dönemde
biçebiliriz. Silajlık mısırı ise koçandaki tanelerin süt olum
veya hamur olum kıvamına geldiği dönemde hasat etmeliyiz.
Yoncayı biçerken toprak seviyesinden değil, en az 5 cm anız
yüksekliği kalacak şekilde biçmeliyiz. Böylece yoncanın
yeniden büyümesi kolaylaşır, daha sonraki biçimde verimi
yükselir.
YONCA
(Başa
Dön)
ön)
Yurdumuzda adi yonca veya kısaca yonca olarak tanınan bu
bitki, dünyada en çok yetiştirilen yem bitkisidir. Yem
bitkilerinin kraliçesi olarak adlandırılan yonca, tarımı
yapılan hemen tüm yem bitkilerinden daha yüksek bir yem
değerine sahiptir. Birim alana protein verimi de yüksek olan
yoncanın kuru ve yeşil otu her türlü hayvan için lezzetli ve
besleyicidir. Otu vitaminlerce çok zengindir. İçerisinde en az
10 vitamin bulunduğu bilinmektedir. Özellikle karotin (provitamin
A), tokoferol (Vitamin E), vitamin K, piliç derileri ve
yumurta sarısı rengini iyileştiren Ksantofil (Xanthophyll),
maddeleri yönünden zengindir. Ayrıca, yonca otunda et, süt ve
döl verimini artıran birçok madde bulunur. ABD'nde süt
sığırlarının beslenmesinde yonca otu+mısır silajı kombinasyonu
yaygın olarak kullanılır. Otu yeşil veya kurutularak
hayvanlara yedirildiği gibi, silo yemine ve pelet yeme
işlenebilir. Yonca, örtücü bitki, yeşil gübre veya toprak
ıslah edici bitki olarak ekilebilir. Köklerinin çok derinlere
kadar inmesi nedeni ile derinlerdeki su ve bitki besin
maddelerinden kolayca yararlanır. Diğer birçok bitkinin
alamadığı bitki besin maddelerini üst katmanlara taşır.
Kendisinden sonra ekilen yüzlek köklü bitkiler için organik
madde ve azotça zengin, su tutma kapasitesi iyi bir tarla
toprağı bırakır. Yonca, köklerindeki yumrucuklar ile toprağa
fazla miktarda azot biriktirme özelliğine sahip bir bitkidir.
Yapılan istatistikler göre,
yoncanın dünyada toplam 32 milyon ha ekim alanı bulunmaktadır.
Kuzey Amerika 13 milyon ha ekim alanı ile ilk sırayı almakta,
bunu her biri yaklaşık 8 milyon
ha ekim alanları ile Avrupa ve Güney Amerika takip etmektedir.
Yonca, Asya, Avustralya ve Afrika kıtalarında belirli
ülkelerde önem taşımaktadır. Ülke olarak yonca ekim alanında
10.5 milyon ha ile ABD gelmekte, bu ülkeyi Arjantin (7.5
milyon ha), BDT (4.5 milyon ha), Kanada (2.5 milyon ha),
İtalya (1.3 milyon ha) ve Çin (l milyon ha) takip etmektedir
Toprak ve İklim İstekleri
Yonca, toprak yönünden fazla seçici değildir. Ancak derin,
verimli, sulanabilir, iyi drenajlı ve nötr topraklarda iyi
gelişir. Çok ağır ve çakıllı topraklarda gelişmesi yavaşlar.
Yonca çok asit topraklarda iyi gelişemez. Bu topraklarda fazla
Aliminyum, Mangan ve Demir zararlı etkilerde bulunur. Asitli
topraklarda kireçleme yapılması gereklidir. Hafif
alkaliliğe(Kireçli) daha toleranslıdır. Ancak fazla alkali
topraklarda da iyi gelişemez
Yoncalar genellikle ılık ve nemli yerlerde iyi gelişirler.
Örneğin, adi yonca için optimum yetişme sıcaklığı
15-25°C/10-20°C (gündüz/gece) kabul edilir. Daha düşük
sıcaklıklarda büyüme yavaşlar, çiçeklenme gecikir. Çok sıcak
havalarda bitkiler erken generatif devreye geçerler. Yonca
kurağa dayanıklıdır. Fakat sıcak bölgelerde sulama yapılması
gerekmektedir.
Ekim ve Bakımı
Tohumlarının
küçük olması nedeniyle, yonca ekilecek tarla çok iyi
hazırlanmalıdır. Ekim yatağı sert, yabancı otlardan
temizlenmiş olmalı ve toprağın birkaç cm derinliğinde nem
bulunmalıdır. Bu nedenle derince sürülen toprakta birkaç kez
diskaro veya tırmık çekilmelidir. Ağır topraklarda yüzeyin çok
ufalanmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde ekimden sonra
gelecek yağmurlar kaymak bağlamaya ve çıkışın zayıflamasına
neden olabilir.
Ekilen tohumların %
20-50'sinin bitki geliştirdiği düşünüldüğünde, bir dekar alan
için 400-500 g tohumun yeterli olabileceği hesaplanabilir.
Ancak çimlenme ve sürme kayıpları ile fidelerdeki ölümler
nedeniyle ekim oranı arttırılmalıdır. Genel olarak l kg/da
tohumun ekim için yeterli olduğu kabul edilir. Yurdumuzda bu
ekim oranı ile yapılan ekimlerden çok iyi bir bitki örtüsü
elde edilir. Bazı yörelerimizde serpme ekimde dekara 4-5 kg
tohum atılmaktadır. Serpme ekimlerde ekim yatağının iyi
hazırlanmaması ve ekim derinliğinin ayarlanamaması yüzünden
atılan tohumların çok azı fide oluşturabilir. Seyrek ekimlerde
bitkiler bol kardeşlenerek boşlukları doldurur. Bu nedenle,
ekimde fazla tohum kullanmanın fazla bir yararı görülmez
Yonca ekim zamanı bölgenin
yağış, sıcaklık ve ekim nöbeti sistemlerine göre değişir.
Genel olarak yonca ilkbahar ve yaz sonu sonbahar olmak üzere
iki ayrı dönemde ekilebilir. Sonbahar ekimlerinde yabancı ot
sorunu çok azalır. Ekimi takip eden ilkbaharda fideler hızla
büyümeye başlar. Ekim yılında daha iyi bir ot veya tohum ürünü
alınır. Ancak yonca fideleri soğuğa karşı çok hassastır.
Özellikle gelişmenin ilk devrelerinde hafif soğuklar bile
büyük zararlar yapabilir. Bu nedenle Orta ve Doğu Anadolu
bölgelerimiz gibi kışları sert geçen yerlerde, erken sonbahar
ekimi yapılamayan alanlarda yonca ilkbaharda ekilmelidir.
Ekimde kullanılacak yonca
tohumluğunun fiziksel ve biyolojik değeri yüksek, sertifikalı
tohum olmasına özen gösterilmelidir. Yonca tohumu normal depo
şartlarında bile canlılığını uzun süre koruyabilir. Bu nedenle
kuru bir alanda depolanan, temiz bir yonca tohumluğu uzun süre
ekim amacı ile kullanılabilir.
Yonca, ihtiyacı olan azotun büyük bir bölümünü köklerindeki
yumrucuklar,vasıtasıyla alır. Eğer tarlaya ilk kez yonca ekimi
yapılmışsa mutlaka aşılanmalıdır.
Yonca çeşitli yöntemler ile
ekilebilir. Bunlardan en basiti, tohumların el veya makina ile
serpilerek ekilmesidir. Düzenli yağış alan yörelerde toprak
yüzeyi nemli kaldığından serpme ekim başarılı sonuçlar
verebilir. Ancak çoğunlukla serpme ekim yönteminde tohum israf
olacağı gibi, düzenli bir çıkış da sağlanamaz. Yonca tarımında
en iyi ekim yöntemi, sıraya ekimdir. Ancak, özel ekim
makinaları Yurdumuzda fazla miktarda bulunmadığından tahıl
ekim makinaları yonca ekiminde kullanılır.
Yonca topraktan fazla
miktarda besin maddesi kaldıran bir bitkidir. Yapılan
hesaplamalara göre l ton/da yonca kuru otu ile 28 kg Potasyum,
20 kg Kalsiyum, 3 kg Magnezyum, Fosfor ve Kükürt
kaldırılmaktadır. Yonca etkili bakteri kültürü ile aşılanmış
veya toprakta doğal olarak bakteriler bulunuyorsa bitki
köklerinde bol miktarda yumrucuklar (nodoziteler) oluşur.
Toprakta fazla Azot bulunması halinde yumrucuk oluşumu
azalmakta ve bitki toprakta bulunan azotu kullanmaktadır. Bu
nedenle yoncaya fazla azot verilmesi önerilmez. Ekimde sadece
yumrucuk oluşumu öncesinde kullanılmak üzere az miktarda
azotlu gübre verilmelidir.
Fosfor, fide gelişimi için
gerekli bir elementtir Yonca, çok fazla miktarda Potasyum
kaldıran bir bitkidir. Birçok metabolizma olayında, örneğin
yedek besin maddelerinin depolanması, soğuğa dayanıklılık vb.
gibi olaylarda Potasyum olumlu etkide bulunur. Yonca tarlasına
ahır gübresi uygulaması yoncanın, yumruların gelişimi için
oldukça önemlidir.
Yonca toprak asilliğine çok
hassas bir bitkidir. Bu nedenle asit topraklarda kireçleme
yapılması gerekir ve kireçleme ekimden birkaç ay önce
yapılmalıdır.
Ekimden sonra yonca tarlasında en önemli bakım işlerinden
birisi, yabancı ot savaşıdır. Yonca tarımının yaygın olduğu
ülkelerde yabancı ot kontrolü, özellikle bitkinin dormant
olduğu veya erken gelişme dönemlerinde uygulanan herbisitler
ile yapılır.
Yonca'da her biçimden hemen sonra ve 14 gün sonra olmak üzere
iki kez sulamanın verimi çok arttırdığı görülmüştür. Doğu
Anadolu'da biçimden bir hafta önce ve biçimden bir hafta sonra
olmak üzere her biçim için iki kez sulamanın uygun olduğu
sonucuna varılmıştır. Bölgemizde 7-8 biçim için 12 defa
sulanması uygundur.Tohum üretimi yapılan tarlalarda meyve
oluşumu ve tohum olgunlaşma döneminde sulama yapılmamalıdır.
Aksi halde dipten yeniden yeşil sürgünler geleceğinden, tohum
hasadı ve harmanı büyük ölçüde zorlaşır.
OT ÜRETİMİ
Yonca
çiftlik hayvanları için çok lezzetli, besleme ve sindirilme
değeri yüksek bir ot üretir. Bu yüksek verim ve kalitedeki ot
ürününü alabilmek için yoncada biçim, toplama ve depolama
işlemlerine çok dikkat edilmesi gerekir. Yoncada çiçeklenmenin
başlangıç dönemi (1/10 çiçeklenme) genel olarak ideal biçim
dönemi kabul edilir. Bu devrede sap ve yaprakların verime
katkıları % 50 - % 50 oranındadır. Örneğin ince saplı, bol
yapraklı ve ot içerisinde protein oranının fazla olması
isteniyorsa tomurcuklanma; ot rasyon içerisinde kaba yem
olarak kullanılacaksa çiçeklenme sonlarında biçilebilir.
Ayrıca genç hayvanların beslenmesi için biçimler erken
dönemlerde yapılabilir. Yonca tarlasında biçimlerin devamlı
erken devrelerde yapılması verimin azalmasına ve seyrekleşmeye
yol açar. Bunun başlıca nedeni bitki kök ve kök tacındaki
besin maddelerinin azalması ve tükenmesidir.
Normal koşullarda çiçeklenme çağındaki yoncalar 10 cm kadar
anız bırakılacak şekilde biçilmelidir. Daha sonraki devrelerde
bir sonraki biçimi oluşturacak yeni sürgünler çıkmaya
başlayacağından bu devrelerde (örneğin tam çiçeklenme, meyve
bağlama gibi) yapılacak biçimlerde daha yüksek anız
bırakılmalıdır. Aksi halde yeni sürgünlerin uçları
kesileceğinden bir sonraki biçim gecikir ve verim azalır.
Yonca bir yıl içerisinde
çok sayıda biçilebilen bir bitkidir.
Akdeniz Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu'nun batı kesiminde 7-10
biçim alınabilir. Ot verimi toprağın verimine, gübrelemeye,
sulamaya göre değişir. Ortalama olarak her biçimden dekar
başına l ton yeşil ot veya 250-300 kg kuru ot alınabilir.
Verim, biçimlere göre de değişir. İlk biçimlerde genellikle
verim yüksektir. Daha sonra verim giderek azalır.Yoncada biçim
aralıkları mevsimlere göre çok değişir. Büyüme mevsimi
başlangıcı ve sonunda, diğer bir deyimle erken ilkbahar ve geç
sonbahar biçimlerinde biçim aralıkları 30-35 gün olmasına
karşılık, büyümenin hızlandığı geç ilkbahar ve yaz aylarında
bu süre 20-25 güne kadar inebilir.
Bir yoncalığın ekonomik ömrü 5-7 yıl kabul edilir. İkinci ve
üçüncü yıllarda verim yüksektir.
Yoncanın Çeşitli Biçim Devrelerinde Kimyasal Kompozisyonun
Değişimi (%)
Biçim Devresi |
Ham Protein
|
Ham Yağ
|
Ham Selüloz
|
N-s\z Öz Madde
|
Ham Kül
|
|
Çok Genç
|
23.3
|
3.3 |
22.7
|
38.7
|
12.0
|
|
Genç
|
n 29.1
|
3.2 |
23.8
|
33.9
|
10.0
|
|
Çiçeklenme Başlangıcı
|
19.5
|
3.2 |
27.7
|
39.5
|
10.1
|
|
Tam Çiçeklenme
|
17.1
|
2.5 |
30.8
|
40.4
|
9.2 |
|
Meyve Bağlama
|
12.9
|
2.1 |
37.5
|
39.6
|
7.9 |
|
Saman
|
9.9 |
1.6 |
43.8
|
37.3
|
7.4 |
Yoncada biçimden sonra
gözetilecek en önemli nokta, otun besleme değerini düşürmeden
toplanması ve depolanmasıdır. Normal biçim döneminde kuru
maddenin % 50'si, proteinin % 70'i yapraklardadır. Bilindiği
gibi yapraklılık ile ot kalitesi yakından ilişkilidir. Bu
nedenle otun kurutulmasındaki ana hedef yaprakların korunması
olmalıdır. Yonca otu çeşitli yöntemler ile kurutulabilir. En
basit ve yaygın olarak kullanılan yöntem biçilen otun tarla
üzerinde doğal olarak kurutulmasıdır. Kuruyan ot daha sonra
çeşitli aletler ile toplanarak yığın veya balyalar halinde
depolanır. Yonca yapraklarının çok kırılıcı olması nedeni ile
tarlada kuruyan yoncada yaprak dökülmesi büyük bir sorundur.
Bu nedenle, kuru ot, sabah erken saatlerde toplanmalıdır.
Nemli ve yağışlı bölgelerde otun yerde kurutulması oldukça
güçtür. Bu bölgelerde yonca otu sehpa veya çitler üzerine
serilerek kurutulur.Yonca otu silaj yapılarak da
değerlendirilebilir. Silaj üretiminde yaprak kayıpları
minimuma iner. Yonca otu silajlık mısır ile karıştırılarak
silaj yapılması daha uygundur.
Yonca bitkileri kış öncesindeki belirli bir dönem içerisinde
yedek besin maddelerini üretmek ve depolamak zorundadır. Bu
dönemin genellikle ilk don tarihinden 4-6 hafta öncesi olduğu
kabul edilir. Bitkiler ilk don tarihinden ortalama bir ay
öncesi dönemde ürettikleri karbonhidratları kök ve kök
taçlarında depolarlar. Eğer bu dönemde biçim yapılırsa,
depolanan yedek besin maddeleri bitkinin yeniden sürmesi için
kullanılır.
Yedek besin maddelerince fakir olarak kışa giren ve kıştan
zarar gören bitkiler ilkbaharda yavaş büyümeye başlarlar.
Bitkilerde sürgün sayısı az, sürgünler sarı-yeşil renkte ve
zayıftır. Bu şekildeki yonca tarlaları uygun bir amenajman ile
tekrar eski verimliliğine kavuşturulabilir. Kış zararı gören
yoncalıkları eski verimine ulaştırmak için, ilkbaharda ilk
biçim tam çiçeklenme hatta meyve bağlama dönemine kadar
geciktirilmelidir.
Tohum Üretimi
Çiçeklenme ve tohum tutma dönemlerinde fazla yağış almayan,
bol güneşli, gün uzunluğu fazla, hava nemi düşük bölgeler
yonca tohumu üretimi için çok uygundur. Bu iklim koşullarında
yaprak hastalıkları daha az gelişmekte, böcek aktivitesi ve
tozlama fazlalaşmakta ve hasat daha kolay yapılmaktadır. Yonca
yabancı çiçek tozu ile tozlanır ve döllenir, bu nedenle
çevrede çok sayıda böceğin olması gerekmektedir.
Bu nedenle arıların kovanları yonca tarlalarının yanına
konularak tozlanma ve döllenme oranı sonuç olarak tohum verimi
arttırılır.
Tohum üretimi normal ot üretimi için ekilen tarlalarda da
yapılabilir. Ancak yapılan çalışmalar, tohum üretimi yapılacak
yonca tarlalarının daha geniş sıra arası ile ekilmesi
gerektiğini göstermiştir. Erzurum şartlarında üç farklı yonca
çeşidi ile yapılan çalışmalarda maksimum tohum verimi için 50
cm sıra arası ile ekilmesi gerektiği bulunmuştur. Aynı bölgede
Bilensoy ve Ladak çeşitleri ile yapılan bir çalışmada en
yüksek tohum verimi, 75 cm sıra arası mesafe ve 500 g/da ekim
oranı ile ekilen parsellerden sağlanmıştır.
Böcekler tarafından döllenen çiçekler salyangoz biçiminde
meyve oluştururlar. Başlangıçta, yeşil olan meyveler gittikçe
koyulaşır ve kahverengine dönerler. Meyvelerin büyük bir
bölümü esmerleştiği zaman hasada başlanır. Hasat geniş
alanlarda iyi ayarlanmış biçer döverle, küçük alanlarda ise
bitkiler orak veya tırpan ile biçildikten sonra sert bir zemin
üzerinde dövülerek tohumları alınabilir. Üretilen tohumlar
iyice kurutulduktan sonra depolanabilir. Tohum verimi çok
değişkendir. Sulu koşullarda verim 30-100 kg/da arasında
değişir. Kıraçta ise verim 10-30 kg/da kadardır.
SİLAJLIK MISIR
(Başa
Dön)
Mısır bitkisi, insanoğlunun
kültüre aldığı en eski tarla bitkilerinden biridir. Günümüzde
de çok sayıda kullanım alanı olan ve önemi giderek artan mısır
bitkisi, yüksek verim alınabilen bir tarla bitkisi, olarak
diğerlerinden farklılık göstermektedir.Bugün dünyada silaj
yapımında kullanılan en popüler bitki olan mısır, bu amaçla
dünyanın birçok bölgesinde de başarı ile yetiştirilmektedir.
Ülkemizin Karadeniz, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu
bölgelerinde sulanabilen alanlarda başarı ile yetiştirilen
mısır bitkisi, Doğu Anadolu ve Marmara Bölgesinin bazı
kesimlerinde de yetişebilmektedir.
Ülkemiz hayvancılığının içinde bulunduğu ekonomik sorunlar
giderek daha da ağırlaşmaktadır.Üretim girdileri, özellikle
yem giderleri son derece yüksektir. Ürün fiyatları da oldukça
düşük seviyelerdedir. Tüm bunların yanında, hayvanlara
kaliteli kaba yem özellikle de suca zengin yem yeteri kadar
yedirilememektedir. Bu nedenlerle hayvanlardan yeterli ürün
alınamamaktadır. Oysa bir işletmede karlılığı arttıracak olan
en temel faktörler; girdi fiyatlarını azaltmak, ürün
fiyatlarını ve ürün miktarını arttırmaktır. Bütün bu
faktörlerin olumsuz olduğu bir iş kolunda karlı bir üretim
yapmak mümkün değildir. Ülkemiz hayvanlarının kaliteli kaba
yem ihtiyacını karşılamada silaj yapımının çok büyük bir önemi
bulunmaktadır. Silajlık bitkiler genellikle kısa vejetasyon
süresine sahip, bol verimli bitkiler olmalıdır. Sorgum ve
mısır bu gibi özellikleri ile silajlık bitkilerin başında
gelmektedir.Günümüzde birçok bölgemizde tane ürünü amacıyla
başarılı şekilde üretimi yapılan mısır bitkisi, silajlık
olarak ta başarı ile yetiştirilebilmektedir. Ancak silajlık
mısır yetiştiriciliğinde yetiştirme tekniklerinin doğru
şekilde uygulanması gerekmektedir.
SİLAJLIK MISIR TARIMI
Diğer
tarla bitkilerinde olduğu gibi silajlık mısır tarımında da
yüksek verim almanın en önemli yolu, doğru yetiştirme
tekniklerini uygulamaktır. Örneğin çeşit seçiminde yapılan bir
hata, diğer yetiştirme teknikleri ile giderilemez. Bu nedenle
çeşit seçiminden hasada kadar tüm yetiştirme tekniklerinin
eksiksiz olarak bilinmesi ve uygulanması şarttır.
Çeşit Seçimi, Toprak Hazırlığı ve Ekim:
Silaj mısırda birincil
hedef bol yeşil aksam elde etmek olduğu için, tüm yetiştirme
tekniklerinde bu amaç göz önünde tutulmalıdır. Bol yeşil aksam
elde etmenin ilk yolu doğru çeşit seçimidir. Çeşit seçiminde
özellikle tek melez (A+B) çeşitlere öncelik verilmeli, bunu
sırası ile üçlü melez ve çift melez çeşitler izlemelidir. Tek
melezlerin hem tane hem de yeşil ot verimleri üçlü melez
((A+B)* C) ve çift melezlere ((A+B)*(C+D) göre daha yüksektir.
Ancak çeşit seçiminde tek kriter melez özelliği değildir Aynı
zamanda çeşitli bitkisel özellikler de dikkate alınmalıdır.
Bitki boyu yüksek, kalın saplı ve dik yapraklı bitkiler tercih
edilebilir. Ülkemizde bir çok silajlık ticari mısır çeşidi
bulunmaktadır. Kesinlikle kompozit ve sentetik çeşitler veya
F2 tohumlukları kullanılmamalıdır. Bu tohumlardan elde edilen
bitkiler zaman zaman çok kısa boylu kalmakta ve verimi
düşürmektedir. Çeşit seçiminden sonra en önemli aşama toprak
hazırlığı ve ekimdir. Eğer I. Ürün ekim planlanıyorsa, toprak
sonbaharda derin sürülür, ilkbaharda yüzlek sürüm ve tapan
yapılır sonra ekim gerçekleştirilir. Eğer ikinci ürün ekim
yapılacaksa, öncü bitki anızının mümkünse az bırakılması
toprak hazırlığını kolaylaştırabilir. En çok uygulanan toprak
hazırlığı sistemi yüzlek sürüm, tapan, ekim ve sulamadır. Bu
şekilde bir ekim ile çıkışlar erken sağlanmış olur. Diğer bir
metod ise önce toprağı sulayıp, toprak tava gelince yüzlek
sürüm, tapan ve ekim yapmaktır. Bu sistemde çıkış daha güvenli
olabilir. Ancak bu uygulamada, sulamadan sonra toprağın tava
gelmesine kadar bir süre beklemek gerekebilir. Zamanın kısıtlı
olduğu durumlarda veya vejetasyon süresinin kısa olduğu
yerlerde önce ekim yapmak ve sonra
sulamak bir avantaj sağlayabilir.
Ekim pamuk mibzeri ile yapılabildiği gibi, son yıllarda yaygın
şekilde kullanılan pneomatik (Havalı) mibzerle de yapılabilir.
Havalı mibzerlerin en büyük avantajı, dekara atılacak tohumluk
miktarının hassas şekilde ayarlanmasına olanak sağlamasıdır.
Tohum iriliğine bağlı olarak dekara 2 - 2.5 kg tohumluk
kullanılmalıdır. Tane mısır üretiminde dekarda 8 - 9 bin adet
bitki olacak şekilde ekim yapılırken, silajlık mısır
üretiminde bu rakam 12 - 14 bin bitki/da olacak şekilde
arttırılmalıdır. Bazı yazarların söylediği gibi 16- 18 bin
bitki /da çok yüksek bir rakamdır ve koçan bağlamayı azalttığı
için bir verim kaybı ortaya çıkabilir. Ayrıca aşırı bitki
sıklığında bitkilerin olgunlaşması gecikir ve tane tutma
azaldığı için silajın tane içeriği de azalmış olur. Ekimde
sıra arası mesafenin 70 cm, sıra üzeri mesafenin ise 10 - 12
cm olması yeterlidir. Bu durumda dekardaki bitki sayısı
yaklaşık 14.300-11.900 adet/da arasında değişecektir. Ekim
sırasında, silajın besin değerini artırmak için soya gibi bir
baklagil ile karışık olarak ekilmesi de mümkündür. Silajlık
mısırda en uygun ekim derinliği küçük tohumluklarda 3 cm, iri
tohumluklarda ise 5 cm civarındadır.
Sulama:
Yağışların yetersiz olduğu
durumlarda sulama şarttır. Mısırda çıkış için gerekli nem
sağlandıktan sonra, yaprak sayısı ve bitki boyu arttıkça
bitkinin su tüketimi de artar. Çıkış sağlandıktan sonra,
iklim, toprak ve bitki faktörlerine bağlı olarak her 10-15
günde bir sulamak gerekir. Mısır aslında suyu ekonomik olarak
kullanan bir bitki olmasına karşın, yüksek kuru madde
üretiminden dolayı fazla miktarda su tüketir. Bitki
oluşturabileceği en yüksek yaprak alanını oluşturduğu tarih
ile bunun 3-4 hafta sonrası arasındaki dönem, suya ihtiyacın
en yüksek olduğu dönemdir. Diğer bir ifade ile tepe püskülü
çıkışından 7-10 gün öncesi ile 15-20 gün sonrası arasındaki
dönem suya en hassas olduğu dönemdir. Silajlık mısır
üretiminde koçan oranı ve koçanda tane oranı büyük bir öneme
sahip olduğundan, tepe püskülü öncesinde yapılacak bir
sulamanın verime önemli katkıları bulunabilir. Silajlık mısır
yetiştiriciliğinde yeşil aksamın miktarı önemlidir. Ama hiçbir
zaman tane oluşumu da göz ardı edilemez. Çünkü tane olmaksızın
kaliteli bir silaj yapılamaz ve silajın hazmolunabilir
karbonhidrat oranı azalır.
Gübreleme:Mısır
bitkisi, ürettiği toplam kuru maddenin yüksek olması nedeniyle
fazla miktarlarda besin maddesi tüketir.Diğer bir çok tarla
bitkisinde olduğu gibi en çok Azot (N), fosfor (P) ve
Potasyuma (K) ihtiyaç duyar. Ancak ihtiyaç duyulan
miktarları, toprak yapısına da bağlı olarak farklılık
gösterebilir. Uygulanacak gübre miktarı, üreticilerimiz
tarafından da sıkça sorulan bir sorudur. Ancak hiçbir zaman
kesin bir rakam verilemez. Buna rağmen uygulanacak gübrenin
yaklaşık miktarını saptamak için, bir toprak analizi yaptırmak
şarttır. Bitkinin tüketeceği besin maddesi miktarından
toprakta bulunana miktar çıkarılarak, gerekli olan besin
maddesi miktarı hesaplanabilir. Yapılan araştırmalar 5 ton
yeşil ot verimi için mısırın topraktan yaklaşık 23 kg N, 9,5
kg P ve 20 kg K kaldırdığını ortaya koymuştur.
Hasat ve silolama:
Silajlık bitkilerde hasat
zamanı son
derece önemlidir. Hasat zamanı ile bitkilerin nem içerikleri,
protein ve karbonhidrat oranları arasında sıkı bir ilişki
mevcuttur. Kaliteli bir silaj elde etmenin ilk aşaması,
%65-70'lik bir nem içeriğine sahip, yeşil bitki elde etmektir.
Diğer bir ifade ile, kuru madde oranı %27-32 arasında iken en
uygun hasat zamanıdır. Tüm bunların sağlanabilmesi için,
bitkilerin uygun bir dönemde hasadı şarttır. Pratik bir
uygulama olarak, silajlık mısır için hasat zamanı hamur olum
veya sert hamur olum dönemidir. Yani koçandaki tanelerin üst
kısımlarının içe doğru çökmeye başladığı dönemde bitkinin kuru
madde içeriği yaklaşık %30 civarındadır. Bu dönemlerden erken
yapılan hasatta nem içeriği yüksek ve karbonhidrat seviyesi
düşük bir materyal elde edilir ve silo içerisindeki olgunlaşma
gecikir. Eğer hasat çok geciktirilirse, silo içerisinde
yeterli sıkışma olmayacağı için hava kalır ve silaj bozulur.
Bu nedenlerle silajlık materyalin zamanında hasadı son derece
önemlidir.
Hasat, tek sıra veya iki sıra işleyebilen silaj makinası (silage
track) ile yapılır ve yeşil materyal 2.5-5 cm uzunluğunda
parçalar halinde kıyılır. Kıyılan materyal römorka yüklenerek,
siloya taşınır. Kıyılan materyal en kısa zamanda siloya
doldurulur ve mümkün olduğu kadar sıkıştırılır. Eğer hasattan
sonra fazla zaman kaybedilirse, materyal nem kaybetmeye ve
bozulmaya başlar. Bu durumda silajlık materyal bozulabilir.
Hızlı bir şekilde siloya doldurulan materyalin bir an önce
üzeri plastik malzeme ile kapatılmalı ve hava veya su girişi
engellenmelidir. Plastik materyalin üzerine çok ince bir
samanlı toprak atılabilir veya eski araba lastikleri atılarak
bir miktar ağırlık yapılabilir. Böylece fermantasyon
başlatılmış olur. Ortamda havanın bitmesiyle birlikte başlayan
sürece, Fermentasyon adı verilir. Normal şartlar altında iyi
hazırlanmış bir silo, 30-45 gün içerisinde olgunlaşır ve
kullanıma hazır hale gelir. İyi yapılmış bir silajda pH 4.0
civarına düşer..
Bazı durumlarda silaj içerisindeki mikroorganizma
faaliyetlerini artırmak ve uygun bir pH değerini yakalamak
için silo içerisine katkı maddeleri de ilave edilebilmektedir.
Özellikle karbonhidrat oranı düşük olan baklagil silajlarında
buğday veya arpa kırması, melas ilavesi yapılabilmektedir.
Mısır silajında dışarıdan herhangi bir katkı kullanmaya gerek
kalmaz.
Silajın Kullanılması:
Açılan bir silaj dışarıdan
hava almaya başlar ve bu da hava ile temas
eden yüzeyin bozulmasına neden olur. Bu nedenle olgunlaşan
materyalin üzeri açıldıktan sonra günlük 15-20 cm lik
tabakalar halinde alınmalıdır. Ayrıca açılan silodan her gün
materyal alınarak hayvanlara yedirilmelidir. Bu şekilde
bozulma engellenmiş olur. Açılan bir silodan, günlük besleme
kadar silaj alındıktan sonra her defasında silonun ağzı
yeniden kapatılmalıdır. Silodan alınan materyal en geç 48 saat
içinde tüketilmelidir. Aksi halde materyal bozulur
Normal şartlar altında, açılmamış olan bir siloda bozulma
meydan gelmez. Hiç açılmamış ve tam havasızlığın sağlandığı
bir silo, 2-3 yıl hiç bozulmadan kalabilir. Ancak açılmış olan
silolar o sezonda tamamen tüketilmelidir. Bu nedenle toplam
ihtiyaç kadar bir silo yapmak yerine, 2 veya 3 silo yapmak
daha akılcı olabilir.
FİĞ
(Başa
Dön)
Fiğ'i tarımda kullanmayı
gerektiren bir çok neden bulunmaktadır. Bunları şu şekilde
sıralayabiliriz.
Yetiştiriciliğinin kolay olması
Tohumlarının ucuz olması
İyi bir hayvan yemi olması ( Yeşil olarak hayvanlara
verilmesinde sakınca olmaması)
Ana ve Ara ürün tarımına uygun olması
Muhafazasının kolay olması
Karışım şeklinde yetiştirile bilmesi
Toprak ıslahına yardımcı olması
Gübre girdisini azaltması
İyi bir ekim nöbeti bitkisi olması
3.1. FİĞ TARIMI
3.2. ANA ÜRÜN FİĞ TARIMI
Fiğ türleri ana ürün olarak tane ve kuru ot üretimi amacıyla
yetiştirilmektedir. Taban ve kıraç alanlarda başarılı bir
şekilde yetiştirilir. Yazlık ve kışlık olarak ekilebilir.
Ilıman iklim bölgelerinde sonbaharda, kışları sert geçen
bölgelerde ilkbaharda ekilir. Toprak hazırlığının çok hassas
olarak yapılmasına gerek yoktur.
Tahıl için yapılan toprak hazırlığı fiğ ekimi içinde
geçerlidir. Yazlık ekimlerde toprak hazırlığında derin
sürümden kaçınılmalıdır. İlkbahar ekimi olabildiğince erken
yapılmalıdır. Ekimde dekara 8-10 kg tohum yeterli olmaktadır.
3.3. ARA ÜRÜN FİĞ TARIMI
Ara
ürün tarımı, ılıman iklime sahip bölgelerde, pamuk-pamuk
tarımı yapılan yerlerde iki pamuk dönemi arasında boş kalan
yaklaşık 5-6 aylık sürede yapılan yetiştiriciliği
kapsamaktadır.
Ülkemizde pamuk tarımı Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu
bölgelerinde yapılmaktadır. İlimizde Akdeniz ikliminin
Etkisinde kalan kesiminde Pamuk-Pamuk tarımı yaygın olarak
yapılamaktadır.
Pamuk hasadından sonra tekrar pamuk ekilinceye kadar işlenerek
boş bırakılan alaların değerlendirilmesi kısa vejetasyon
dönemine sahip yem bitkilerinden fiğ türlerinin
yetiştiriciliği kolaylıkla yapılabilir .
Tohum üretimi için 30-40 cm
sıra aralığı, ot üretimi için 15-20 cm sıra aralığı yeterli
olmaktadır.Tohum 3-4 cm derinliğe düşürülmeli ve 4 kg N/da,
7-8 kg P2O5 kg/da gübre kullanılmalıdır. Çıkışlardan sonra
yabancı otlarla mücadele yapılmalı ve tohum dökme sorunu
olmayan çeşitlerde tam olum döneminde hasat yapılmalıdır.
Ara ürün tarımında dikkat
edilmesi gereken en önemli husus ana ürün bitkilerinin
ekiminin geciktirilmemesidir. Bunun için ara ürün tarımında
kullanacağımız yem bitkilerinin erkenci çeşitler olması önemli
olmaktadır. Bu amaçla ekimi yapılacak fiğ türleri için özenli
bir tohum yatağı hazırlığına gerek yoktur. Kışlık tahıl ekimi
için hazırlanan tohum yatağı fiğ tarımı içinde uygun
olmaktadır. Tohum yatağı daha önce hazırlanmış yere kasım ayı
içerisinde toprak tava geldiğinde dekara 10 kg tohum düşecek
şekilde ekim yapılır. Sonbaharda kasım ayı içerisinde ekilen
ara ürün tarımı için ekimi yapılan fiğ çeşitleri mart sonu
veya nisan başında çiçeklenme başlangıcında biçildiğinde
normal koşullar altında yaklaşık 2ton /da yeşil ot alınabilir.
Ara ürün fiğ yetiştirmeyle de toprağa doğal olarak 10 kg N/da
azot kazandırmış oluruz.
3.4. FİĞ TÜRLERİNİ KARIŞIM OLARAK YETİŞTİRİME
Fiğ türleri sürünücü habitusa sahip olduğu için, dik
gelişemezler bu yüzden toprak yoğun toprak üstü aksamlarının
toprakla
temas eden kısımları zamanla çürümekte ve yem kalitesi düşürmektedir. Aynı zamanda hasat
işlemleri de zor olmakta ve kayıplar daha fazla olmaktadır.
Tohum ve ottaki
kayıpları azaltmak için bir destek bitkisi ile
yetiştiriciliği yapılabilir. En çok kullanılan destek bitkisi
tahıllardır. Tahıllardan arpa, yulaf, tritikale ve çavdar dır.
Ekim oranları üzerine çok sayıda araştırmalar yapılmıştır.
Yöre için en uygun ekim oranı, % 60 fiğ türü+% 40
tahıl türü ve %75 fiğ türü+ %25 tahıl türüdür. Ekim işlemleri
ana üründe olduğu gibidir. Fiğ türlerinin, tahıl türleriyle
birlikte yetiştiriciliğinin yapılmasıyla; kaliteli kuru ot,
yeşil ot, silaj yapılacağı gibi aynı zamanda karışımı tamamen
olgunlaştığı dönede biçer döver veya diğer hasat ve harman
makinaları kullanılarak bol ve kaliteli dane üretimi de
yapılabilir.

4.SONUÇ
Ana ürün olarak fiğ türleri yazlık ve kışlık olarak
ekilebilir. Ilıman iklim bölgelerinde sonbaharda, kışları sert
geçen bölgelerde ilkbahar ekim yapılması önerilmektedir.
Ülkemizde tarımda kullanılan fiğ türleri ,adi fiğ, Macar fiğ
ve tüylü fiğlerden geliştirilen çeşit ve hatlar
kullanılmaktadır. Yem bitkilerini yetiştirmedeki amacımız ne
ise ona göre ona göre çeşitleri seçmemiz gereklidir. Ara ürün
tarımında erkenci çeşitler seçilmelidir. Yörede ara ürün
tarımına en uygun çeşit adi fiğin Kubilay-82 çeşitidir.
Karışım şeklinde yetiştiricilikte fiğ türlerinin oranı yüksek
tutulmalıdır. Fiğ ekilen alanlar bitki besin maddelerince
zenginleşmektedir. Fiğ tarımı nadas alanlarının
daraltılmasında ve tamamen kaldırılması için kullanılabilir.
Saf Fiğ ekilen alanlardan ortalama dekara 200 kg tohum,
ortalama 2000 yeşil ot alına bilmektedir. Karışım şeklindeki
yetiştiricilikte dekara ortalama 3000 ton ot
alınabilir.Pamuktan sonra fiğ yetiştiriciliği konusunda
üreticiler bilinçlendirilmeli.
KORUNGA TARIMI (Başa
Dön)
Korunga, baklagillerden ve çok yıllık bir yem bitkisidir.
Bitkinin kalınlaşmış bir ana kökü ve çok sayıda yan kökü
bulunur. Bitki taç kısmından çok sayıda sap verir. Saplar
100-120 cm boylarındadır. Sap kesiti yuvarlaktır. Taban
kısmında içi boştur. Yukarı kısımlarda ise içi dolu olup üzeri
tüylüdür.
Yapraklar karşılıklı bileşiktir. Bir yaprak ekseninde
karşılıklı olarak 7-15 çift yaprakçık vardır. Uzun yumurta
şeklinde olan yaprakçılar, ince tüylerle kaplıdır. Yaprak
ekseni daima yaprakçıkta biter.
Çiçekleri yaprak koltuklarından çıkap sap üzerindedir. Pembe
renkli ve salkım şeklindedir. Her salkımda 5-80 çiçek bulunur.
Meyveler 5-8 mm boyunda, yarım daire şeklindedir. Tek tohumlu
yassı bir bakladır. Meyve kabuğunun üzeri damarlı ve dişlidir,
Tohumlar, böbrek şeklinde kirli sarı veya kahve renklidir. Bin
dane ağırlığı 13-17 gr. arasında değişir. Olgunlaşma sonunda
meyve kabuğu açılmaz, meyve halinde ekilir.
Korunga her iklimde yetişebilir. Fide dönemi dışında kuraklığa
özellikle soğuğa dayanıklıdır. Korunga, geçirgen, kireçli,
tınlı-kumlu toprakları sever. Yonca tarımına uygun olmayan
kıraç, zayıf ve çakıllı topraklarda da korunga yetişir.
Her
türlü iklim ve toprak şartlarında ekim nöbetine sokularak
zayıf ve kıraç alanları ıslah eder. Ekildiği sırada
tohumlarına bakteri kültürü bulaştırılırsa, nodozite
bakterileri sayesinde toprağa azot kazandırılır. Kurak
bölgelerde ekim nöbetine dahil edilerek nadas bölgelerinin
daraltılmasına yardımcı olur.
Aynı
zamanda kıraç ve erozyona açık yerlerde suni meraların
kurulmasında karışıma giren önemli bir bitkidir. Aynı zamanda
korunga iyi bir arı merasıdır. Korunga tarımı yapılan yerlerde
yerel arıcılık artırılabilir.
Korunga, hayvanlara yeşil veya kuru olarak yedirilebilir.
Yeşil yedirildiğinde şişkinlik yapmayan ve protein içeren
değerli bir kaba yemdir.
Biçimden sonra gelişmesi yavaştır. Kuru şartlar altında yıllık
yağışı 300-400 mm olan yerlerde yılda bir biçim yapılır. İyi
tesis edilmiş korungalıklarda gübreleme ve bakım yapılırsa
kuru ot verimi 200-600 kg/da’dır. Tesis yılı dahil ekonomik
olarak 3-5 yıl kuru ot üretimi yapılır.
TOPRAK
HAZIRLIĞI
Tarladaki ön bitki kaldırıldıktan sonra ilkbahar yada güz
aylarında toprak tava gelince sürülür. Uygun bir tohum yatağı
hazırlayabilmek için ekimden önce; kazayağı+tapan,
kazayağı+döner çapa, tırmık+kazayağı+döner çapa gibi aletlerle
toprak 8-10 cm derinliğinde ikilenir. Gerekirse üçlenir. Tohum
yatağı hazırlanırken diskli aletlerden kaçınmak gerekir.
EKİM
Ekim
tohum ve gübre ayarı tekniğine uygun olarak yapılır. Çimlenme
gücü yüksek korunga tohumu kullanıldığında 6-10 kg/da korunga
tohumu atılır. Yöreye göre tavsiye edilen 14-15 kg/da DAP
gübresi ekimle birlikte torağa verilir. İstenirse tohuma
bakteri kültürü bulaştırılarak ekilir. Bakteri kültürü ile
bulaştırılması için tohumlar gölge bir yerde temiz bir naylon
üzerine serilir. 100 kg tohuma 1 kg yüzde 10’luk şekerli su
serpilir. Düzgünce karışırılarak iyice nemlendirilir.
Nemlendirilen tohumların üzerine 100 kg tohuma 1 kg bakteri
kültürü ilave edilerek karıştırılarak ve bakteriler bütün
tohumlara bulaştırılır.
Hazırlanan tohumlar 15-20 dakika gölge bir yerde kurutulur.
Torbalandıktan sonra ekileceği tarlaya gönderilir. Aşılanmış
tohumlar güneş ışınlarına maruz kalmamalıdır. En geç 24 saat
içinde ekimin tamamlanması gerekir.
Korunga ekimi sıra aralığı 15-20 cm, ekim derinliği 2-5 cm
olacak şekilde yapılır. Merdane ve silindir gibi aletlerle
bastırılarak tohum yatağı sıkıştırılır. Korunga tohumları
toprak sıcaklığı ve tavı uygun olduğunda 4-10 gün içinde
çimlenerek, fideler toprak üstüne çıkmaya başlar. İlk yıl fide
gelişimi yavaştır. Bu dönemde korunga tarlası çok iyi
korunmalı hayvan sokulmamalıdır. Aynı dönemde, uygun olmayan
iklim şartlarında korunga yeterince gelişmeyebilir ve tarlada
yabancı ot problemi ortaya çıkabilir. Bu durumda çayır biçme
aletleri ile temizlik biçimi yapılmalıdır.
Ertesi
yıl, bahar aylarında bitkiye, amonyum nitrat, üre gibi üst
gübreler verilir. Gübreleme korungaya 5 kg/da civarında azot
verecek şekilde olmalıdır. Bitki, uygun sıcıklık ve yağış ile
birlikte dallanır, boylanır ve çiçeklenmeye başlar.
Korunga ot için ekilmişse ilk çiçeklenmeye başladığı andan
itibaren hasat edilir. Ot için biçimde zıpkalı aktif çayır
biçme veya tamburlu makineler kullanılır. Ancak tamburlu
makineler çarpma düzeni ile hasat yapar. Bu çarpma sırasında
budama şeklinde değil de, koparma şeklinde biçim yapılır. Bu
durum bitkiyi olumsuz etkilediğinden korungalığın çabuk
seyrelmesine neden olur.
Aktif
çayır biçme makineleri budama şeklinde kestiğinden bitkiye
verdiği olumsuz etki minimum düzeye iner.
Biçilen korungalar güneşlenmeye ve soldurulmaya bırakılır.
Yeterince kuruyan korungalar tamburlu makineler ile biçimde
tırmıklanarak namlu yapılır.
Tırmıklama işlemi serin ve günün erken saatlerinde
yapıldığında yaprak ve çiçeklerin dökülmesi engellenir. Uygun
balya makineleri ile akşam saatlerinde balyalama işlemi
yapılır.
Balyalanan korunga otları hayvana yedirilmek üzere düzgünce
istiflenir.
Korunga tohum için biçilecekse büyük çoğunluğunun olgunlaşması
beklenir. Tohumlar farklı zamanlarda olgunlaştığından tohum
dökmeye başladığı an belirlenerek biçerdöverlerle hemen
biçilmeye başlanır. Biçilen tohumlar harman yerlerinde ince
tabakalar halinde serilerek istiflenir. Güneşte sürekli
karıştırılarak kuruması sağlanır. Bu arada tohumu alınmış
korunga sapı balyalanarak istiflenir. Kurutulan korunga
tohumları sellektörleme işlemi yapılarak temizlenir. Çimlenme
analizleri yapılarak ekime hazır hale getirilir. Dekara
400-100 kg civarında korunga tohumu alınabilir.
|