Büyükaltıağaç Köyü  MERİÇ-EDİRNE 

Bu site ile ilgili yorum ve önerilieriniz için lütfen, (Özer msn) ozerdincer@hotmail.com veya, (Ayhan msn) ayhan_uzz@hotmail.com adresine mail atınız.....Bu site ile ilgili yorum ve önerilieriniz için lütfen, (Özer msn) ozerdincer@hotmail.com veya, (Ayhan msn) ayhan_uzz@hotmail.com adresine mail atınız...

Anasayfa

İletişim

     

Silajlık Mısır Yetiştiriciliği

              Fiğ                                   Korunga                                 Yonca                          Silajlık Mısır

 

Hayvanların besin maddesi ihtiyaçlarını karşılamak üzere; yaş, kuru, tane veya silaj olarak yedirilen bitkilere yem bitkisi adı verilir. Çiftlik hayvanlarının besin ihtiyaçlarını karşılamanın en ekonomik yolu otlarla beslemektir. Unutulmamalıdır ki kendi yemini üretmeyen hayvancılık işletmeleri karlı olamaz.

Yem bitkileri tarımı, diğer tarla bitkilerinden farklı uygulamalar gerektiren bir tarım koludur. Çünkü yem bitkileri birim alana çok sık ekilmekte ve bu bitkilerin yaprak, sap ve yumru gibi kısımları üretilmeye çalışılmaktadır.

Tohum yatağının hazırlanması ve ekim;

Yem bitkileri tarımının ilk şartı çok iyi bir tohum yatağı hazırlamaktır. Çünkü yonca gibi türlerin tohumları oldukça küçüktür. Eğer iyice ufalanmış, bastırılmış ve düzeltilmiş bir tohum yatağı hazırlanmazsa tarlaya atılan tohumların büyük çoğunluğu çimlenemez.

Yem bitkileri ekimlerini mutlaka mibzer kullanarak yapmamız gerekir. Maalesef ülkemizde yem bitkilerini ekebilecek makineler yaygın olmadığı için serpme ekim yapılmaktadır. Serpme ekimde çok fazla tohum kullanmak gerekir. Atılan tohumları istenilen derinliğe düşürmek ve bitkiler arasındaki mesafeyi  ayarlamak zordur. Bu nedenle serpme ekimler hem masraflı, hem zahmetli hem de kısa ömürlü olur. Mibzer yardımıyla daha verimli ve uzun yıllar kullanılabilen başarılı ekimler yapabiliriz. Bir mibzer ekimdeki tohum tasarrufundan dolayı kısa zamanda masrafını çıkartmaktadır. Örneğin yonca ekimi yapılırken serpme ekimde dekara 6-8 kg tohum kullanmak gerekir, mibzerle ekimlerde ise 1-2 kg tohumla daha başarılı ekimler yapılmaktadır. Mibzerle yapılan ekimlerde korunga için 10 kg, fiğ için 12 kg, silajlık mısır için ise 3-5 kg tohumluk yeterli olmaktadır.

Küçük tohumlu yem bitkilerini ektikten sonra, tarlayı merdane geçirerek mutlaka bastırılmalıyız. Bastırma ile tohumların toprakla teması sağlanmakta ve toprak neminin kaybolması önlenmektedir. Böylece tohumların daha kolay çimlenmesi sağlanır.

Yabancı otlarla mücadele;

Yem bitkileri tarımında en büyük zorluklardan birisi yabancı otlarla mücadeledir. Ne yazık ki üreticilerimiz yabancı otlar için gerekli tedbirleri almamaktadırlar. Bu nedenle büyük masraf ve emeklerle kurulan yem bitkileri tarlalarını kısa sürede yabancı otlar sarmakta, otun verimi ve besleme değeri düşmektedir. Tarlalardan uzun yıllar yüksek verim almak için mutlaka yabancı ot mücadelesi yapılmalıyız. Yabancı otlarla mücadele için yapılacak ilk iş temiz bir tohum yatağı hazırlamaktır. Yem bitkileri fideleri toprak yüzeyine çıktıkları zaman son derece zayıftırlar. Tarlada bulunan yabancı otlarla rekabet edemezler. Bu yüzden tarladaki yabancı otları ekimden önce tamamen yok etmeliyiz. Bitkiler çıktıktan sonra yabancı ot baskını olursa; yolma, koparma, ve biçme gibi yöntemlerle mücadele edebiliriz. Silajlık mısır tarlalarında en az bir defa çapa yapmalıyız. Yabancı otlar için en son çare olarak kimyasal ilaç kullanabiliriz. Özellikle tohuma bırakılan yonca tarlalarında yabancı ot ilacı kullanılmalıdır. Yonca gibi sulu şartlarda ekilen çok yıllık yem bitkilerinde, yabancı ot gelişmesini engellemek için arpa veya buğdayla karışık ekim uygulaması da faydalıdır. Arpa veya buğdayla yapılan karışık ekimler hem ilk yılda tarladan daha fazla ürün alınmasını sağlamakta hem de yabancı otların gelişmesini engellemektedir. Ancak arpa veya buğdayla karışık ekim yaparken, bu bitkilerin tohum miktarlarını azaltmalı ve mümkün olduğu kadar erken biçmeliyiz.

Gübreleme, sulama ve hasat;

Yem bitkileri yetiştiriciliğinde gübreleme konusunda da önemli hatalar yapılmaktadır. Genellikle yem bitkilerine kimyasal gübre uygulanmamaktadır. Oysa toprak analizleri yapılıp, toprakta eksikliği olan besin elementlerini gübre olarak vermeliyiz. Yonca ve korunga gibi baklagil yem bitkilerine azotlu gübreleri az miktarda ve sadece ekim yılında, fosforlu gübreleri ise her yıl uygulanmalıyız. Yonca tarlalarına ikinci yıldan itibaren çiftlik gübresi verilmesi bir başka yanlış uygulamadır. Çiftlik gübresi verilecekse ekimden önce, tohum yatağı hazırlanırken vermeliyiz. Daha sonraki yıllarda verilen çiftlik gübresi yoncanın kesilmesine ve tarlayı yabancı otların istila etmesine sebep olur. Silajlık mısırın gübre ihtiyacı yüksektir. Yüksek verim alabilmek için toprak analizlerine göre mutlaka azotlu ve fosforlu gübre uygulamalıyız.

Korunga kıraç şartlarda yetiştirilen bir yem bitkisidir. Ancak yonca gibi bitkiler sulu şartlarda yetiştirilirse bir yılda daha fazla biçim ve daha fazla ürün verirler. Yoncayı biçimden bir hafta önce ve biçimden bir hafta sonra olmak üzere her biçimde en az iki defa sulamalıyız. Sıcak ve kurak olan yaz aylarında ise yonca ve mısır tarlaları haftada bir sulanmalıdır.

Yem bitkilerinde biçim zamanı ot verimini ve otun besleme değerini çok yakından etkileyen önemli bir faktördür. Genellikle üreticiler daha fazla ot verimi almak için yem bitkilerini geç hasat etmektedirler. Biçim zamanı geciktirilince verim bir miktar artar. Fakat gecikme ile birlikte otun besin değeri hızla düşer ve kartlaşan ot hayvanlara daha az yarayışlı olur. Hem verimin hem de besin değerinin yüksek olması için yonca ve korungayı çiçeklenmeye başladığı dönemde biçilmeliyiz. Fiğ gibi yumuşak saplı bitkileri daha yavaş kartlaştıkları için biraz geciktirerek alttaki baklalarının dolduğu dönemde biçebiliriz. Silajlık mısırı ise koçandaki tanelerin süt olum veya hamur olum kıvamına geldiği dönemde hasat etmeliyiz. Yoncayı biçerken toprak seviyesinden değil, en az 5 cm anız yüksekliği kalacak şekilde biçmeliyiz. Böylece yoncanın yeniden büyümesi kolaylaşır, daha sonraki biçimde verimi yükselir. 

  YONCA   (Başa Dön)

ön)
Yurdumuzda adi yonca veya kısaca yonca olarak tanınan bu bitki, dünyada en çok yetiştirilen yem bitkisidir. Yem bitkilerinin kraliçesi olarak adlandırılan yonca, tarımı yapılan hemen tüm yem bitkilerinden daha yüksek bir yem değerine sahiptir. Birim alana protein verimi de yüksek olan yoncanın kuru ve yeşil otu her türlü hayvan için lezzetli ve besleyicidir. Otu vitaminlerce çok zengindir. İçerisinde en az 10 vitamin bulunduğu bilinmektedir. Özellikle karotin (provitamin A), tokoferol (Vitamin E), vitamin K, piliç derileri ve yumurta sarısı rengini iyileştiren Ksantofil (Xanthophyll), maddeleri yönünden zengindir. Ayrıca, yonca otunda et, süt ve döl verimini artıran birçok madde bulunur. ABD'nde süt sığırlarının beslenmesinde yonca otu+mısır silajı kombinasyonu yaygın olarak kullanılır. Otu yeşil veya kurutularak hayvanlara yedirildiği gibi, silo yemine ve pelet yeme işlenebilir. Yonca, örtücü bitki, yeşil gübre veya toprak ıslah edici bitki olarak ekilebilir. Köklerinin çok derinlere kadar inmesi nedeni ile derinlerdeki su ve bitki besin maddelerinden kolayca yararlanır. Diğer birçok bitkinin alamadığı bitki besin maddelerini üst katmanlara taşır. Kendisinden sonra ekilen yüzlek köklü bitkiler için organik madde ve azotça zengin, su tutma kapasitesi iyi bir tarla toprağı bırakır. Yonca, köklerindeki yumrucuklar ile toprağa fazla miktarda azot biriktirme özelliğine sahip bir bitkidir.

Yapılan istatistikler göre, yoncanın dünyada toplam 32 milyon ha ekim alanı bulunmaktadır. Kuzey Amerika 13 milyon ha ekim alanı ile ilk sırayı almakta, bunu her biri yaklaşık 8 milyon
ha ekim alanları ile Avrupa ve Güney Amerika takip etmektedir. Yonca, Asya, Avustralya ve Afrika kıtalarında belirli ülkelerde önem taşımaktadır. Ülke olarak yonca ekim alanında 10.5 milyon ha ile ABD gelmekte, bu ülkeyi Arjantin (7.5 milyon ha), BDT (4.5 milyon ha), Kanada (2.5 milyon ha), İtalya (1.3 milyon ha) ve Çin (l milyon ha) takip etmektedir
Toprak ve İklim İstekleri

 

 

 

 

 


Yonca, toprak yönünden fazla seçici değildir. Ancak derin, verimli, sulanabilir, iyi drenajlı ve nötr topraklarda iyi gelişir. Çok ağır ve çakıllı topraklarda gelişmesi yavaşlar. Yonca çok asit topraklarda iyi gelişemez. Bu topraklarda fazla Aliminyum, Mangan ve Demir zararlı etkilerde bulunur. Asitli topraklarda kireçleme yapılması gereklidir. Hafif alkaliliğe(Kireçli) daha toleranslıdır. Ancak fazla alkali topraklarda da iyi gelişemez
Yoncalar genellikle ılık ve nemli yerlerde iyi gelişirler. Örneğin, adi yonca için optimum yetişme sıcaklığı 15-25°C/10-20°C (gündüz/gece) kabul edilir. Daha düşük sıcaklıklarda büyüme yavaşlar, çiçeklenme gecikir. Çok sıcak
havalarda bitkiler erken generatif devreye geçerler. Yonca kurağa dayanıklıdır. Fakat sıcak bölgelerde sulama yapılması gerekmektedir.
Ekim ve Bakımı
Metin Kutusu:  Tohumlarının küçük olması nedeniyle, yonca ekilecek tarla çok iyi hazırlanmalıdır. Ekim yatağı sert, yabancı otlardan temizlenmiş olmalı ve toprağın birkaç cm derinliğinde nem bulunmalıdır. Bu nedenle derince sürülen toprakta birkaç kez diskaro veya tırmık çekilmelidir. Ağır topraklarda yüzeyin çok ufalanmamasına dikkat edilmelidir. Aksi halde ekimden sonra gelecek yağmurlar kaymak bağlamaya ve çıkışın zayıflamasına neden olabilir.

Ekilen tohumların % 20-50'sinin bitki geliştirdiği düşünüldüğünde, bir dekar alan için 400-500 g tohumun yeterli olabileceği hesaplanabilir. Ancak çimlenme ve sürme kayıpları ile fidelerdeki ölümler nedeniyle ekim oranı arttırılmalıdır. Genel olarak l kg/da tohumun ekim için yeterli olduğu kabul edilir. Yurdumuzda bu ekim oranı ile yapılan ekimlerden çok iyi bir bitki örtüsü elde edilir. Bazı yörelerimizde serpme ekimde dekara 4-5 kg tohum atılmaktadır. Serpme ekimlerde ekim yatağının iyi hazırlanmaması ve ekim derinliğinin ayarlanamaması yüzünden atılan tohumların çok azı fide oluşturabilir. Seyrek ekimlerde bitkiler bol kardeşlenerek boşlukları doldurur. Bu nedenle, ekimde fazla tohum kullanmanın fazla bir yararı görülmez

Yonca ekim zamanı bölgenin yağış, sıcaklık ve ekim nöbeti sistemlerine göre değişir. Genel olarak yonca ilkbahar ve yaz sonu sonbahar olmak üzere iki ayrı dönemde ekilebilir. Sonbahar ekimlerinde yabancı ot sorunu çok azalır. Ekimi takip eden ilkbaharda fideler hızla büyümeye başlar. Ekim yılında daha iyi bir ot veya tohum ürünü alınır. Ancak yonca fideleri soğuğa karşı çok hassastır. Özellikle gelişmenin ilk devrelerinde hafif soğuklar bile büyük zararlar yapabilir. Bu nedenle Orta ve Doğu Anadolu bölgelerimiz gibi kışları sert geçen yerlerde, erken sonbahar ekimi yapılamayan alanlarda yonca ilkbaharda ekilmelidir.

Ekimde kullanılacak yonca tohumluğunun fiziksel ve biyolojik değeri yüksek, sertifikalı tohum olmasına özen gösterilmelidir. Yonca tohumu normal depo şartlarında bile canlılığını uzun süre koruyabilir. Bu nedenle kuru bir alanda depolanan, temiz bir yonca tohumluğu uzun süre ekim amacı ile kullanılabilir.
Yonca, ihtiyacı olan azotun büyük bir bölümünü köklerindeki yumrucuklar,vasıtasıyla alır. Eğer tarlaya ilk kez yonca ekimi yapılmışsa mutlaka aşılanmalıdır.

Yonca çeşitli yöntemler ile ekilebilir. Bunlardan en basiti, tohumların el veya makina ile serpilerek ekilmesidir. Düzenli yağış alan yörelerde toprak yüzeyi nemli kaldığından serpme ekim başarılı sonuçlar verebilir. Ancak çoğunlukla serpme ekim yönteminde tohum israf olacağı gibi, düzenli bir çıkış da sağlanamaz. Yonca tarımında en iyi ekim yöntemi, sıraya ekimdir. Ancak, özel ekim makinaları Yurdumuzda fazla miktarda bulunmadığından tahıl ekim makinaları yonca ekiminde kullanılır.

Yonca topraktan fazla miktarda besin maddesi kaldıran bir bitkidir. Yapılan hesaplamalara göre l ton/da yonca kuru otu ile 28 kg Potasyum, 20 kg Kalsiyum, 3 kg Magnezyum, Fosfor ve Kükürt kaldırılmaktadır. Yonca etkili bakteri kültürü ile aşılanmış veya toprakta doğal olarak bakteriler bulunuyorsa bitki köklerinde bol miktarda yumrucuklar (nodoziteler) oluşur. Toprakta fazla Azot bulunması halinde yumrucuk oluşumu azalmakta ve bitki toprakta bulunan azotu kullanmaktadır. Bu nedenle yoncaya fazla azot verilmesi önerilmez. Ekimde sadece yumrucuk oluşumu öncesinde kullanılmak üzere az miktarda azotlu gübre verilmelidir.

Fosfor, fide gelişimi için gerekli bir elementtir Yonca, çok fazla miktarda Potasyum kaldıran bir bitkidir. Birçok metabolizma olayında, örneğin yedek besin maddelerinin depolanması, soğuğa dayanıklılık vb. gibi olaylarda Potasyum olumlu etkide bulunur. Yonca tarlasına ahır gübresi uygulaması yoncanın, yumruların gelişimi için oldukça önemlidir.

Yonca toprak asilliğine çok hassas bir bitkidir. Bu nedenle asit topraklarda kireçleme yapılması gerekir ve kireçleme ekimden birkaç ay önce yapılmalıdır.
Ekimden sonra yonca tarlasında en önemli bakım işlerinden birisi, yabancı ot savaşıdır. Yonca tarımının yaygın olduğu ülkelerde yabancı ot kontrolü, özellikle bitkinin dormant olduğu veya erken gelişme dönemlerinde uygulanan herbisitler ile yapılır.
Yonca'da her biçimden hemen sonra ve 14 gün sonra olmak üzere iki kez sulamanın verimi çok arttırdığı görülmüştür. Doğu Anadolu'da biçimden bir hafta önce ve biçimden bir hafta sonra olmak üzere her biçim için iki kez sulamanın uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bölgemizde 7-8 biçim için 12 defa sulanması uygundur.Tohum üretimi yapılan tarlalarda meyve oluşumu ve tohum olgunlaşma döneminde sulama yapılmamalıdır. Aksi halde dipten yeniden yeşil sürgünler geleceğinden, tohum hasadı ve harmanı büyük ölçüde zorlaşır.

OT ÜRETİMİ

 

 

 

 

 

 


Metin Kutusu:  Yonca çiftlik hayvanları için çok lezzetli, besleme ve sindirilme değeri yüksek bir ot üretir. Bu yüksek verim ve kalitedeki ot ürününü alabilmek için yoncada biçim, toplama ve depolama işlemlerine çok dikkat edilmesi gerekir. Yoncada çiçeklenmenin başlangıç dönemi (1/10 çiçeklenme) genel olarak ideal biçim dönemi kabul edilir. Bu devrede sap ve yaprakların verime katkıları % 50 - % 50 oranındadır. Örneğin ince saplı, bol yapraklı ve ot içerisinde protein oranının fazla olması isteniyorsa tomurcuklanma; ot rasyon içerisinde kaba yem olarak kullanılacaksa çiçeklenme sonlarında biçilebilir. Ayrıca genç hayvanların beslenmesi için biçimler erken dönemlerde yapılabilir. Yonca tarlasında biçimlerin devamlı erken devrelerde yapılması verimin azalmasına ve seyrekleşmeye yol açar. Bunun başlıca nedeni bitki kök ve kök tacındaki besin maddelerinin azalması ve tükenmesidir.
Normal koşullarda çiçeklenme çağındaki yoncalar 10 cm kadar anız bırakılacak şekilde biçilmelidir. Daha sonraki devrelerde bir sonraki biçimi oluşturacak yeni sürgünler çıkmaya başlayacağından bu devrelerde (örneğin tam çiçeklenme, meyve bağlama gibi) yapılacak biçimlerde daha yüksek anız bırakılmalıdır. Aksi halde yeni sürgünlerin uçları kesileceğinden bir sonraki biçim gecikir ve verim azalır.

 

 

 

 

 

Yonca bir yıl içerisinde çok sayıda biçilebilen bir Metin Kutusu:  bitkidir. Akdeniz Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu'nun batı kesiminde 7-10 biçim alınabilir. Ot verimi toprağın verimine, gübrelemeye, sulamaya göre değişir. Ortalama olarak her biçimden dekar başına l ton yeşil ot veya 250-300 kg kuru ot alınabilir. Verim, biçimlere göre de değişir. İlk biçimlerde genellikle verim yüksektir. Daha sonra verim giderek azalır.Yoncada biçim aralıkları mevsimlere göre çok değişir. Büyüme mevsimi başlangıcı ve sonunda, diğer bir deyimle erken ilkbahar ve geç sonbahar biçimlerinde biçim aralıkları 30-35 gün olmasına karşılık, büyümenin hızlandığı geç ilkbahar ve yaz aylarında bu süre 20-25 güne kadar inebilir.
Bir yoncalığın ekonomik ömrü 5-7 yıl kabul edilir. İkinci ve üçüncü yıllarda verim yüksektir.
Yoncanın Çeşitli Biçim Devrelerinde Kimyasal Kompozisyonun Değişimi (%)


Biçim Devresi
Ham Protein Ham Yağ Ham Selüloz N-s\z Öz Madde Ham Kül
Çok Genç 23.3 3.3 22.7 38.7 12.0
Genç n 29.1 3.2 23.8 33.9 10.0
Çiçeklenme Başlangıcı 19.5 3.2 27.7 39.5 10.1
Tam Çiçeklenme 17.1 2.5 30.8 40.4 9.2
Meyve Bağlama 12.9 2.1 37.5 39.6 7.9
Saman 9.9 1.6 43.8 37.3 7.4

 

 

 

 

 

 

Yoncada biçimden sonra gözetilecek en önemli nokta, otun besleme değerini düşürmeden toplanması ve depolanmasıdır. Normal biçim döneminde kuru maddenin % 50'si, proteinin % 70'i yapraklardadır. Bilindiği gibi yapraklılık ile ot kalitesi yakından ilişkilidir. Bu nedenle otun kurutulmasındaki ana hedef yaprakların korunması olmalıdır. Yonca otu çeşitli yöntemler ile kurutulabilir. En basit ve yaygın olarak kullanılan yöntem biçilen otun tarla üzerinde doğal olarak kurutulmasıdır. Kuruyan ot daha sonra çeşitli aletler ile toplanarak yığın veya balyalar halinde depolanır. Yonca yapraklarının çok kırılıcı olması nedeni ile tarlada kuruyan yoncada yaprak dökülmesi büyük bir sorundur. Bu nedenle, kuru ot, sabah erken saatlerde toplanmalıdır. Nemli ve yağışlı bölgelerde otun yerde kurutulması oldukça güçtür. Bu bölgelerde yonca otu sehpa veya çitler üzerine serilerek kurutulur.Yonca otu silaj yapılarak da değerlendirilebilir. Silaj üretiminde yaprak kayıpları minimuma iner. Yonca otu silajlık mısır ile karıştırılarak silaj yapılması daha uygundur.
Yonca bitkileri kış öncesindeki belirli bir dönem içerisinde yedek besin maddelerini üretmek ve depolamak zorundadır. Bu dönemin genellikle ilk don tarihinden 4-6 hafta öncesi olduğu kabul edilir. Bitkiler ilk don tarihinden ortalama bir ay öncesi dönemde ürettikleri karbonhidratları kök ve kök taçlarında depolarlar. Eğer bu dönemde biçim yapılırsa, depolanan yedek besin maddeleri bitkinin yeniden sürmesi için kullanılır.
Yedek besin maddelerince fakir olarak kışa giren ve kıştan zarar gören bitkiler ilkbaharda yavaş büyümeye başlarlar. Bitkilerde sürgün sayısı az, sürgünler sarı-yeşil renkte ve zayıftır. Bu şekildeki yonca tarlaları uygun bir amenajman ile tekrar eski verimliliğine kavuşturulabilir. Kış zararı gören yoncalıkları eski verimine ulaştırmak için, ilkbaharda ilk biçim tam çiçeklenme hatta meyve bağlama dönemine kadar geciktirilmelidir.
Tohum Üretimi
Çiçeklenme ve tohum tutma dönemlerinde fazla yağış almayan, bol güneşli, gün uzunluğu fazla, hava nemi düşük bölgeler yonca tohumu üretimi için çok uygundur. Bu iklim koşullarında yaprak hastalıkları daha az gelişmekte, böcek aktivitesi ve tozlama fazlalaşmakta ve hasat daha kolay yapılmaktadır. Yonca yabancı çiçek tozu ile tozlanır ve döllenir, bu nedenle çevrede çok sayıda böceğin olması gerekmektedir.
Bu nedenle arıların kovanları yonca tarlalarının yanına konularak tozlanma ve döllenme oranı sonuç olarak tohum verimi arttırılır.
Tohum üretimi normal ot üretimi için ekilen tarlalarda da yapılabilir. Ancak yapılan çalışmalar, tohum üretimi yapılacak yonca tarlalarının daha geniş sıra arası ile ekilmesi gerektiğini göstermiştir. Erzurum şartlarında üç farklı yonca çeşidi ile yapılan çalışmalarda maksimum tohum verimi için 50 cm sıra arası ile ekilmesi gerektiği bulunmuştur. Aynı bölgede Bilensoy ve Ladak çeşitleri ile yapılan bir çalışmada en yüksek tohum verimi, 75 cm sıra arası mesafe ve 500 g/da ekim oranı ile ekilen parsellerden sağlanmıştır.
Böcekler tarafından döllenen çiçekler salyangoz biçiminde meyve oluştururlar. Başlangıçta, yeşil olan meyveler gittikçe koyulaşır ve kahverengine dönerler. Meyvelerin büyük bir bölümü esmerleştiği zaman hasada başlanır. Hasat geniş alanlarda iyi ayarlanmış biçer döverle, küçük alanlarda ise bitkiler orak veya tırpan ile biçildikten sonra sert bir zemin üzerinde dövülerek tohumları alınabilir. Üretilen tohumlar iyice kurutulduktan sonra depolanabilir. Tohum verimi çok değişkendir. Sulu koşullarda verim 30-100 kg/da arasında değişir. Kıraçta ise verim 10-30 kg/da kadardır.

  

SİLAJLIK MISIR   (Başa Dön)

Mısır bitkisi, insanoğlunun kültüre aldığı en eski tarla bitkilerinden biridir. Günümüzde de çok sayıda kullanım alanı olan ve önemi giderek artan mısır bitkisi, yüksek verim alınabilen bir tarla bitkisi, olarak diğerlerinden farklılık göstermektedir.Bugün dünyada silaj yapımında kullanılan en popüler bitki olan mısır, bu amaçla dünyanın birçok bölgesinde de başarı ile yetiştirilmektedir. Ülkemizin Karadeniz, Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sulanabilen alanlarda başarı ile yetiştirilen mısır bitkisi, Doğu Anadolu ve Marmara Bölgesinin bazı kesimlerinde de yetişebilmektedir.
Ülkemiz hayvancılığının içinde bulunduğu ekonomik sorunlar giderek daha da ağırlaşmaktadır.Üretim girdileri, özellikle yem giderleri son derece yüksektir. Ürün fiyatları da oldukça düşük seviyelerdedir. Tüm bunların yanında, hayvanlara kaliteli kaba yem özellikle de suca zengin yem yeteri kadar yedirilememektedir. Bu nedenlerle hayvanlardan yeterli ürün alınamamaktadır. Oysa bir işletmede karlılığı arttıracak olan en temel faktörler; girdi fiyatlarını azaltmak, ürün fiyatlarını ve ürün miktarını arttırmaktır. Bütün bu faktörlerin olumsuz olduğu bir iş kolunda karlı bir üretim yapmak mümkün değildir. Ülkemiz hayvanlarının kaliteli kaba yem ihtiyacını karşılamada silaj yapımının çok büyük bir önemi bulunmaktadır. Silajlık bitkiler genellikle kısa vejetasyon süresine sahip, bol verimli bitkiler olmalıdır. Sorgum ve mısır bu gibi özellikleri ile silajlık bitkilerin başında gelmektedir.Günümüzde birçok bölgemizde tane ürünü amacıyla başarılı şekilde üretimi yapılan mısır bitkisi, silajlık olarak ta başarı ile yetiştirilebilmektedir. Ancak silajlık mısır yetiştiriciliğinde yetiştirme tekniklerinin doğru şekilde uygulanması gerekmektedir.
SİLAJLIK MISIR TARIMI

 

 

 

 

 

 

 

Silajlık Mısır YetiştiriciliğiDiğer tarla bitkilerinde olduğu gibi silajlık mısır tarımında da yüksek verim almanın en önemli yolu, doğru yetiştirme tekniklerini uygulamaktır. Örneğin çeşit seçiminde yapılan bir hata, diğer yetiştirme teknikleri ile giderilemez. Bu nedenle çeşit seçiminden hasada kadar tüm yetiştirme tekniklerinin eksiksiz olarak bilinmesi ve uygulanması şarttır.
Çeşit Seçimi, Toprak Hazırlığı ve Ekim: Silaj mısırda birincil hedef bol yeşil aksam elde etmek olduğu için, tüm yetiştirme tekniklerinde bu amaç göz önünde tutulmalıdır. Bol yeşil aksam elde etmenin ilk yolu doğru çeşit seçimidir. Çeşit seçiminde özellikle tek melez (A+B) çeşitlere öncelik verilmeli, bunu sırası ile üçlü melez ve çift melez çeşitler izlemelidir. Tek melezlerin hem tane hem de yeşil ot verimleri üçlü melez ((A+B)* C) ve çift melezlere ((A+B)*(C+D) göre daha yüksektir. Ancak çeşit seçiminde tek kriter melez özelliği değildir Aynı zamanda çeşitli bitkisel özellikler de dikkate alınmalıdır. Bitki boyu yüksek, kalın saplı ve dik yapraklı bitkiler tercih edilebilir. Ülkemizde bir çok silajlık ticari mısır çeşidi bulunmaktadır. Kesinlikle kompozit ve sentetik çeşitler veya F2 tohumlukları kullanılmamalıdır. Bu tohumlardan elde edilen bitkiler zaman zaman çok kısa boylu kalmakta ve verimi düşürmektedir. Çeşit seçiminden sonra en önemli aşama toprak hazırlığı ve ekimdir. Eğer I. Ürün ekim planlanıyorsa, toprak sonbaharda derin sürülür, ilkbaharda yüzlek sürüm ve tapan yapılır sonra ekim gerçekleştirilir. Eğer ikinci ürün ekim yapılacaksa, öncü bitki anızının mümkünse az bırakılması toprak hazırlığını kolaylaştırabilir. En çok uygulanan toprak hazırlığı sistemi yüzlek sürüm, tapan, ekim ve sulamadır. Bu şekilde bir ekim ile çıkışlar erken sağlanmış olur. Diğer bir metod ise önce toprağı sulayıp, toprak tava gelince yüzlek sürüm, tapan ve ekim yapmaktır. Bu sistemde çıkış daha güvenli olabilir. Ancak bu uygulamada, sulamadan sonra toprağın tava gelmesine kadar bir süre beklemek gerekebilir. Zamanın kısıtlı olduğu durumlarda veya vejetasyon süresinin kısa olduğu yerlerde önce ekim yapmak ve Silajlık Mısır Yetiştiriciliğisonra sulamak bir avantaj sağlayabilir.
Ekim pamuk mibzeri ile yapılabildiği gibi, son yıllarda yaygın şekilde kullanılan pneomatik (Havalı) mibzerle de yapılabilir. Havalı mibzerlerin en büyük avantajı, dekara atılacak tohumluk miktarının hassas şekilde ayarlanmasına olanak sağlamasıdır. Tohum iriliğine bağlı olarak dekara 2 - 2.5 kg tohumluk kullanılmalıdır. Tane mısır üretiminde  dekarda 8 - 9 bin adet bitki olacak şekilde ekim yapılırken, silajlık mısır üretiminde bu rakam 12 - 14 bin bitki/da olacak şekilde arttırılmalıdır. Bazı yazarların söylediği gibi 16- 18 bin bitki /da çok yüksek bir rakamdır ve koçan bağlamayı azalttığı için bir verim kaybı ortaya çıkabilir. Ayrıca aşırı bitki sıklığında bitkilerin olgunlaşması gecikir ve tane tutma azaldığı için silajın tane içeriği de azalmış olur. Ekimde sıra arası mesafenin 70 cm, sıra üzeri mesafenin ise 10 - 12 cm olması yeterlidir. Bu durumda dekardaki bitki sayısı yaklaşık 14.300-11.900 adet/da arasında değişecektir. Ekim sırasında, silajın besin değerini artırmak için soya gibi bir baklagil ile karışık olarak ekilmesi de mümkündür.  Silajlık mısırda en uygun ekim derinliği küçük tohumluklarda 3 cm, iri tohumluklarda ise 5 cm civarındadır.
Sulama:

Yağışların yetersiz olduğu durumlarda sulama şarttır. Mısırda çıkış için gerekli nem sağlandıktan sonra, yaprak sayısı ve bitki boyu arttıkça bitkinin su tüketimi de artar. Çıkış sağlandıktan sonra, iklim, toprak ve bitki faktörlerine bağlı olarak her 10-15 günde bir sulamak gerekir. Mısır aslında suyu ekonomik olarak kullanan bir bitki olmasına karşın, yüksek kuru madde üretiminden dolayı fazla miktarda su tüketir. Bitki oluşturabileceği en yüksek yaprak alanını oluşturduğu tarih ile bunun 3-4 hafta sonrası arasındaki dönem, suya ihtiyacın en yüksek olduğu dönemdir. Diğer bir ifade ile tepe püskülü çıkışından 7-10 gün öncesi ile 15-20 gün sonrası arasındaki dönem suya en hassas olduğu dönemdir. Silajlık mısır üretiminde koçan oranı ve koçanda tane oranı büyük bir öneme sahip olduğundan, tepe püskülü öncesinde yapılacak bir sulamanın verime önemli katkıları bulunabilir. Silajlık mısır yetiştiriciliğinde yeşil aksamın miktarı önemlidir. Ama hiçbir zaman tane oluşumu da göz ardı edilemez. Çünkü tane olmaksızın kaliteli bir silaj yapılamaz ve silajın hazmolunabilir karbonhidrat oranı azalır.
Gübreleme:Mısır bitkisi, ürettiği toplam kuru maddenin yüksek olması nedeniyle fazla miktarlarda besin maddesi tüketir.Diğer bir çok tarla bitkisinde olduğu gibi en çok Azot (N), fosfor (P) ve Potasyuma (K) ihtiyaç duyar.  Ancak ihtiyaç duyulan miktarları, toprak yapısına da bağlı olarak farklılık gösterebilir. Uygulanacak gübre miktarı, üreticilerimiz tarafından da sıkça sorulan bir sorudur. Ancak hiçbir zaman kesin bir rakam verilemez. Buna rağmen uygulanacak gübrenin yaklaşık miktarını saptamak için, bir toprak analizi yaptırmak şarttır. Bitkinin tüketeceği besin maddesi miktarından toprakta bulunana miktar çıkarılarak, gerekli olan besin maddesi miktarı hesaplanabilir. Yapılan araştırmalar 5 ton yeşil ot verimi için mısırın topraktan yaklaşık 23 kg N, 9,5 kg P ve 20 kg K kaldırdığını ortaya koymuştur.
Hasat ve silolama:

 

 

 

 

 

Silajlık bitkilerde hasat zamanı Silajlık Mısır Yetiştiriciliğison derece önemlidir. Hasat zamanı ile bitkilerin nem içerikleri, protein ve karbonhidrat oranları arasında sıkı bir ilişki mevcuttur. Kaliteli bir silaj elde etmenin ilk aşaması, %65-70'lik bir nem içeriğine sahip, yeşil bitki elde etmektir. Diğer bir ifade ile, kuru madde oranı %27-32 arasında iken en uygun hasat zamanıdır. Tüm bunların sağlanabilmesi için, bitkilerin uygun bir dönemde hasadı şarttır. Pratik bir uygulama olarak, silajlık mısır için hasat zamanı hamur olum veya sert hamur olum dönemidir. Yani koçandaki tanelerin üst kısımlarının içe doğru çökmeye başladığı dönemde bitkinin kuru madde içeriği yaklaşık %30 civarındadır. Bu dönemlerden erken yapılan hasatta nem içeriği yüksek ve karbonhidrat seviyesi düşük bir materyal elde edilir ve silo içerisindeki olgunlaşma gecikir. Eğer hasat çok geciktirilirse, silo içerisinde yeterli sıkışma olmayacağı için hava kalır ve silaj bozulur. Bu nedenlerle silajlık materyalin zamanında hasadı son derece önemlidir.
Hasat, tek sıra veya iki sıra işleyebilen silaj makinası (silage track) ile yapılır ve yeşil materyal 2.5-5 cm uzunluğunda parçalar halinde kıyılır. Kıyılan materyal römorka yüklenerek, siloya taşınır. Kıyılan materyal en kısa zamanda siloya doldurulur ve mümkün olduğu kadar sıkıştırılır. Eğer hasattan sonra fazla zaman kaybedilirse, materyal nem kaybetmeye ve bozulmaya başlar. Bu durumda silajlık materyal bozulabilir. Hızlı bir şekilde siloya doldurulan materyalin bir an önce üzeri plastik malzeme ile kapatılmalı ve hava veya su girişi engellenmelidir. Plastik materyalin üzerine çok ince bir samanlı toprak atılabilir veya eski araba lastikleri atılarak bir miktar ağırlık yapılabilir. Böylece fermantasyon başlatılmış olur. Ortamda havanın bitmesiyle birlikte başlayan sürece, Fermentasyon adı verilir. Normal şartlar altında iyi hazırlanmış bir silo, 30-45 gün içerisinde olgunlaşır ve kullanıma hazır hale gelir. İyi yapılmış bir silajda pH 4.0 civarına düşer..
Bazı durumlarda silaj içerisindeki mikroorganizma faaliyetlerini artırmak ve uygun bir pH değerini yakalamak için silo içerisine katkı maddeleri de ilave edilebilmektedir. Özellikle karbonhidrat oranı düşük olan baklagil silajlarında buğday veya arpa kırması, melas ilavesi yapılabilmektedir. Mısır silajında dışarıdan herhangi bir katkı kullanmaya gerek kalmaz.
Silajın Kullanılması:

 

 

 

 

 

Açılan bir silaj dışarıdan hava almaya başlar ve bu da hava ile Silajlık Mısır Yetiştiriciliğitemas eden yüzeyin bozulmasına neden olur. Bu nedenle olgunlaşan materyalin üzeri açıldıktan sonra günlük 15-20 cm lik tabakalar halinde alınmalıdır. Ayrıca açılan silodan her gün materyal alınarak hayvanlara yedirilmelidir. Bu şekilde bozulma engellenmiş olur. Açılan bir silodan, günlük besleme kadar silaj alındıktan sonra her defasında silonun ağzı yeniden kapatılmalıdır. Silodan alınan materyal en geç 48 saat içinde tüketilmelidir. Aksi halde materyal bozulur
Normal şartlar altında, açılmamış olan bir siloda bozulma meydan gelmez. Hiç açılmamış ve tam havasızlığın sağlandığı bir silo, 2-3 yıl hiç bozulmadan kalabilir. Ancak açılmış olan silolar o sezonda tamamen tüketilmelidir. Bu nedenle toplam ihtiyaç kadar bir silo yapmak yerine, 2 veya 3 silo yapmak daha akılcı olabilir.
 

  FİĞ (Başa Dön)

Fiğ'i tarımda kullanmayı gerektiren bir çok neden bulunmaktadır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz.
Yetiştiriciliğinin kolay olması
Tohumlarının ucuz olması
İyi bir hayvan yemi olması ( Yeşil olarak hayvanlara verilmesinde sakınca olmaması)
Ana ve Ara ürün tarımına uygun olması
Muhafazasının kolay olması
Karışım şeklinde yetiştirile bilmesi
Toprak ıslahına yardımcı olması
Gübre girdisini azaltması
İyi bir ekim nöbeti bitkisi olması

3.1. FİĞ TARIMI
3.2. ANA ÜRÜN FİĞ TARIMI
Fiğ türleri ana ürün olarak tane ve kuru ot üretimi amacıyla yetiştirilmektedir.  Taban ve kıraç alanlarda başarılı bir şekilde yetiştirilir. Yazlık ve kışlık olarak ekilebilir. Ilıman iklim bölgelerinde sonbaharda, kışları sert geçen bölgelerde ilkbaharda ekilir. Toprak hazırlığının çok hassas olarak yapılmasına gerek yoktur.
Tahıl için yapılan toprak hazırlığı fiğ ekimi içinde geçerlidir. Yazlık ekimlerde toprak hazırlığında derin sürümden kaçınılmalıdır.  İlkbahar ekimi olabildiğince erken yapılmalıdır. Ekimde dekara 8-10 kg tohum yeterli olmaktadır.

3.3. ARA ÜRÜN FİĞ TARIMI
ResimAra ürün tarımı, ılıman iklime sahip bölgelerde, pamuk-pamuk tarımı yapılan yerlerde iki pamuk dönemi arasında boş kalan yaklaşık 5-6 aylık sürede yapılan yetiştiriciliği kapsamaktadır.
Ülkemizde pamuk tarımı Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yapılmaktadır.  İlimizde Akdeniz ikliminin Etkisinde kalan kesiminde Pamuk-Pamuk tarımı yaygın olarak yapılamaktadır.
Pamuk hasadından sonra tekrar pamuk ekilinceye kadar işlenerek boş bırakılan alaların değerlendirilmesi kısa vejetasyon dönemine sahip yem bitkilerinden fiğ türlerinin yetiştiriciliği kolaylıkla yapılabilir .

Tohum üretimi için 30-40 cm sıra aralığı, ot üretimi için 15-20 cm sıra aralığı yeterli olmaktadır.Tohum 3-4 cm derinliğe düşürülmeli ve 4 kg N/da, 7-8 kg P2O5 kg/da  gübre kullanılmalıdır. Çıkışlardan sonra yabancı otlarla mücadele yapılmalı ve tohum dökme sorunu olmayan çeşitlerde tam olum döneminde hasat yapılmalıdır.

Ara ürün tarımında dikkat edilmesi gereken en önemli husus ana ürün bitkilerinin ekiminin geciktirilmemesidir. Bunun için ara ürün tarımında kullanacağımız yem bitkilerinin erkenci çeşitler olması önemli olmaktadır.  Bu amaçla ekimi yapılacak fiğ türleri için özenli bir tohum yatağı hazırlığına gerek yoktur. Kışlık tahıl ekimi için hazırlanan tohum yatağı fiğ tarımı içinde uygun olmaktadır. Tohum yatağı daha önce hazırlanmış yere kasım ayı içerisinde toprak tava geldiğinde dekara 10 kg tohum düşecek şekilde ekim yapılır.  Sonbaharda kasım ayı içerisinde ekilen ara ürün tarımı için ekimi yapılan  fiğ çeşitleri mart sonu veya nisan başında çiçeklenme başlangıcında biçildiğinde normal koşullar altında yaklaşık 2ton /da yeşil ot alınabilir. Ara ürün fiğ yetiştirmeyle de toprağa doğal olarak 10 kg N/da azot kazandırmış oluruz.

3.4. FİĞ TÜRLERİNİ KARIŞIM OLARAK YETİŞTİRİME
Fiğ türleri sürünücü habitusa sahip olduğu için, dik gelişemezler bu yüzden toprak yoğun toprak üstü aksamlarının toprakla
Figtemas eden kısımları zamanla çürümekte ve yem kalitesi düşürmektedir. Aynı zamanda hasat işlemleri de zor olmakta ve kayıplar daha fazla olmaktadır. Tohum ve ottaki  kayıpları azaltmak için bir destek bitkisi ile yetiştiriciliği yapılabilir. En çok kullanılan destek bitkisi tahıllardır. Tahıllardan arpa, yulaf, tritikale ve çavdar dır. Ekim oranları üzerine çok sayıda araştırmalar yapılmıştır.
            Yöre için en uygun ekim oranı, % 60 fiğ türü+% 40 tahıl türü  ve %75 fiğ türü+ %25 tahıl türüdür. Ekim işlemleri ana üründe olduğu gibidir. Fiğ türlerinin, tahıl türleriyle birlikte yetiştiriciliğinin yapılmasıyla; kaliteli  kuru ot, yeşil ot, silaj yapılacağı gibi aynı zamanda karışımı tamamen olgunlaştığı dönede biçer döver veya diğer hasat ve harman makinaları kullanılarak bol ve kaliteli dane üretimi de yapılabilir.

Fig2

4.SONUÇ
Ana ürün olarak fiğ türleri yazlık ve kışlık olarak ekilebilir. Ilıman iklim bölgelerinde sonbaharda, kışları sert geçen bölgelerde ilkbahar ekim yapılması önerilmektedir. Ülkemizde tarımda kullanılan fiğ türleri ,adi fiğ, Macar fiğ ve tüylü fiğlerden geliştirilen çeşit ve hatlar kullanılmaktadır. Yem bitkilerini yetiştirmedeki amacımız ne ise ona göre ona göre çeşitleri seçmemiz gereklidir. Ara ürün tarımında erkenci çeşitler seçilmelidir. Yörede ara ürün tarımına en uygun çeşit adi fiğin Kubilay-82 çeşitidir.  Karışım şeklinde yetiştiricilikte fiğ türlerinin oranı yüksek tutulmalıdır. Fiğ ekilen alanlar bitki besin maddelerince zenginleşmektedir. Fiğ tarımı nadas alanlarının daraltılmasında ve tamamen kaldırılması için kullanılabilir. Saf Fiğ ekilen alanlardan ortalama dekara 200 kg tohum, ortalama 2000 yeşil ot alına bilmektedir. Karışım şeklindeki yetiştiricilikte dekara ortalama 3000 ton ot alınabilir.Pamuktan sonra fiğ yetiştiriciliği konusunda üreticiler bilinçlendirilmeli.
 

KORUNGA  TARIMI  (Başa Dön)

Korunga, baklagillerden ve çok yıllık bir yem bitkisidir. Bitkinin kalınlaşmış bir ana kökü ve çok sayıda yan kökü bulunur. Bitki taç kısmından çok sayıda sap verir. Saplar 100-120 cm boylarındadır. Sap kesiti yuvarlaktır. Taban kısmında içi boştur. Yukarı kısımlarda ise içi dolu olup üzeri tüylüdür.

Yapraklar karşılıklı bileşiktir. Bir yaprak ekseninde karşılıklı olarak 7-15 çift yaprakçık vardır. Uzun yumurta şeklinde olan yaprakçılar, ince tüylerle kaplıdır. Yaprak ekseni daima yaprakçıkta biter.

Çiçekleri yaprak koltuklarından çıkap sap üzerindedir. Pembe renkli ve salkım şeklindedir. Her salkımda 5-80 çiçek bulunur.

Meyveler 5-8 mm boyunda, yarım daire şeklindedir. Tek tohumlu yassı bir bakladır. Meyve kabuğunun üzeri damarlı ve dişlidir, Tohumlar, böbrek şeklinde kirli sarı veya kahve renklidir. Bin dane ağırlığı 13-17 gr. arasında değişir.  Olgunlaşma sonunda meyve kabuğu açılmaz, meyve halinde ekilir.

Korunga her iklimde yetişebilir. Fide dönemi dışında kuraklığa özellikle soğuğa dayanıklıdır. Korunga, geçirgen, kireçli, tınlı-kumlu toprakları sever. Yonca tarımına uygun olmayan kıraç, zayıf ve çakıllı topraklarda da korunga yetişir.

Her türlü iklim ve toprak şartlarında ekim nöbetine sokularak zayıf ve kıraç alanları ıslah eder. Ekildiği sırada tohumlarına bakteri kültürü bulaştırılırsa, nodozite bakterileri sayesinde toprağa azot kazandırılır. Kurak bölgelerde ekim nöbetine dahil edilerek nadas bölgelerinin daraltılmasına yardımcı olur.

Aynı zamanda kıraç ve erozyona açık yerlerde suni meraların kurulmasında karışıma giren önemli bir bitkidir. Aynı zamanda korunga iyi bir arı merasıdır. Korunga tarımı yapılan yerlerde yerel arıcılık artırılabilir.

Korunga, hayvanlara yeşil veya kuru olarak yedirilebilir. Yeşil yedirildiğinde şişkinlik yapmayan ve protein içeren değerli bir kaba yemdir.

Biçimden sonra gelişmesi yavaştır. Kuru şartlar altında yıllık yağışı 300-400 mm olan yerlerde yılda bir biçim yapılır. İyi tesis edilmiş korungalıklarda gübreleme ve bakım yapılırsa kuru ot verimi 200-600 kg/da’dır. Tesis yılı dahil ekonomik olarak 3-5 yıl kuru ot üretimi yapılır. 

TOPRAK HAZIRLIĞI

Tarladaki ön bitki kaldırıldıktan sonra ilkbahar yada güz aylarında toprak tava gelince sürülür. Uygun bir tohum yatağı hazırlayabilmek için ekimden önce; kazayağı+tapan, kazayağı+döner çapa, tırmık+kazayağı+döner çapa gibi aletlerle toprak 8-10 cm derinliğinde ikilenir. Gerekirse üçlenir. Tohum yatağı hazırlanırken diskli aletlerden kaçınmak gerekir. 

EKİM

Ekim tohum ve gübre ayarı tekniğine uygun olarak yapılır. Çimlenme gücü yüksek korunga tohumu kullanıldığında 6-10 kg/da korunga tohumu atılır. Yöreye göre tavsiye edilen 14-15 kg/da DAP gübresi ekimle birlikte torağa verilir. İstenirse tohuma bakteri kültürü bulaştırılarak ekilir. Bakteri kültürü ile bulaştırılması için tohumlar gölge bir yerde temiz bir naylon üzerine serilir. 100 kg tohuma 1 kg yüzde 10’luk şekerli su serpilir. Düzgünce karışırılarak iyice nemlendirilir. Nemlendirilen tohumların üzerine 100 kg tohuma 1 kg bakteri kültürü ilave edilerek karıştırılarak ve bakteriler bütün tohumlara bulaştırılır.

Hazırlanan tohumlar 15-20 dakika gölge bir yerde kurutulur. Torbalandıktan sonra ekileceği tarlaya gönderilir. Aşılanmış tohumlar güneş ışınlarına maruz kalmamalıdır. En geç 24 saat içinde ekimin tamamlanması gerekir.

Korunga ekimi sıra aralığı 15-20 cm, ekim derinliği 2-5 cm olacak şekilde yapılır. Merdane ve silindir gibi aletlerle bastırılarak tohum yatağı sıkıştırılır. Korunga tohumları toprak sıcaklığı ve tavı uygun olduğunda 4-10 gün içinde çimlenerek, fideler toprak üstüne çıkmaya başlar. İlk yıl fide gelişimi yavaştır. Bu dönemde korunga tarlası çok iyi korunmalı hayvan sokulmamalıdır. Aynı dönemde, uygun olmayan iklim şartlarında korunga yeterince gelişmeyebilir ve tarlada yabancı ot problemi ortaya çıkabilir. Bu durumda çayır biçme aletleri ile temizlik biçimi yapılmalıdır.

Ertesi yıl, bahar aylarında bitkiye, amonyum nitrat, üre gibi üst gübreler verilir. Gübreleme korungaya 5 kg/da civarında azot verecek şekilde olmalıdır. Bitki, uygun sıcıklık ve yağış ile birlikte dallanır, boylanır ve çiçeklenmeye başlar.

Korunga ot için ekilmişse ilk çiçeklenmeye başladığı andan itibaren hasat edilir. Ot için biçimde zıpkalı aktif çayır biçme veya tamburlu makineler kullanılır. Ancak tamburlu makineler çarpma düzeni ile hasat yapar. Bu çarpma sırasında budama şeklinde değil de, koparma şeklinde biçim yapılır. Bu durum bitkiyi olumsuz etkilediğinden korungalığın çabuk seyrelmesine neden olur.

Aktif çayır biçme makineleri budama şeklinde kestiğinden bitkiye verdiği olumsuz etki minimum düzeye iner.

Biçilen korungalar güneşlenmeye ve soldurulmaya bırakılır. Yeterince kuruyan korungalar tamburlu makineler ile biçimde tırmıklanarak namlu yapılır.

Tırmıklama işlemi serin ve günün erken saatlerinde yapıldığında yaprak ve çiçeklerin dökülmesi engellenir. Uygun balya makineleri ile akşam saatlerinde balyalama işlemi yapılır.

Balyalanan korunga otları hayvana yedirilmek üzere düzgünce istiflenir.

Korunga tohum için biçilecekse büyük çoğunluğunun olgunlaşması beklenir. Tohumlar farklı zamanlarda olgunlaştığından tohum dökmeye başladığı an belirlenerek biçerdöverlerle hemen biçilmeye başlanır. Biçilen tohumlar harman yerlerinde ince tabakalar halinde serilerek istiflenir. Güneşte sürekli karıştırılarak kuruması sağlanır. Bu arada tohumu alınmış korunga sapı balyalanarak istiflenir. Kurutulan korunga tohumları sellektörleme işlemi yapılarak temizlenir. Çimlenme analizleri yapılarak ekime hazır hale getirilir. Dekara 400-100 kg civarında korunga tohumu alınabilir. 

 

 

<< Geri

Bu site Özer DİNÇER, Ayhan UZ, Göker GÜNDOĞAN, Hüseyin DEMİREL, Alper ÜLKÜ, tarafından ortak çabalar ile kurulmuştur ve Tum haklari saklidir...

İrtibat: ozerdincer@hotmail.com - ayhan_uzz@hotmail.com