Büyükaltıağaç Köyü  MERİÇ-EDİRNE 

Bu site ile ilgili yorum ve önerilieriniz için lütfen, (Özer msn) ozerdincer@hotmail.com veya, (Ayhan msn) ayhan_uzz@hotmail.com adresine mail atınız.....Bu site ile ilgili yorum ve önerilieriniz için lütfen, (Özer msn) ozerdincer@hotmail.com veya, (Ayhan msn) ayhan_uzz@hotmail.com adresine mail atınız...

Anasayfa

İletişim


HAYVANCILIK VE AVRUPA BİRLİĞİ


Dünya nüfusunun hızlı artışı ve özellikle hayvansal kökenli protein açığı, insanoğlunu hayvansal üretimi hızlı bir şekilde artırma çabasına itmiştir.
 

Buda hayvansal üretimin entansif (kafes tavukçuluğu, modern ahırlarda yapılan sığır besiciliği v.b) karakter kazanmasıyla yani modern yetiştirme tekniklerinin kullanılmasıyla mümkün olmuştur. Ancak zaman içinde modern yetiştirme tekniklerinin hayvansal üretimi artırmakla birlikte, hayvanlar üzerinde doğal yaşama göre getirdiği kimi kısıtlamalar nedeniyle olumsuz etkilere sebep olduğu anlaşılmıştır.
 
Klasik yetiştiricilikte, çiftlik hayvanları sadece hayvansal üretim için materyal konumundadır. Oysa dünyada son yıllarda şekillenen kimi toplumsal duyarlılıklar ve doğal hayvansal ürünlere olan talep, hayvan yetiştiricilerini hayvan refah koşullarını dikkate almaya, hayvanları stresten uzak bir yetiştirme programı hazırlamaya itmektedir.
 
Hayvan refahı, hayvanın kendi çevresiyle uyum içinde olması, içinde yaşadığı çevreye acı çekmeden adapte olabilmesi, psikolojik ve fiziksel yönden sağlıklı olması hali olarak tanımlana bilinir. Hayvan ömründeki kısalma, anormal davranışlar, vücut hasarı, büyümede gerileme, adrenal aktivite ve üreme etkinliğindeki gerileme hayvan refahındaki gerilemenin göstergeleridir.
 
AVRUPA BİRLİĞİNDE HAYVAN REFAHI
 
AB Mevzuatında yer alan, hayvansal üretim amacıyla yetiştirilen hayvanların korunmasına ilişkin belirleyici düzenlemeleri üç ana başlık altında toplanabilir:
1)      Hayvansal üretim amacıyla yetiştirilen hayvanların korunması
2)      Hayvan transportu (nakli)
3)      Hayvanların kesilmesi ve öldürülmesi
 
 
1)      HAYVANSAL ÜRETİM AMACIYLA YETİŞTİRİLEN HAYVANLARIN KORUNMASI:
Avrupa Birliğinde 98/58/EC sayılı Direktif ilgili konuyu düzenleyen Şemsiye direktif konumundadır. Bu yasal düzenlemeyle eti, sütü, yapağısı, tiftiği ve derisi için yetiştirilen çiftlik hayvanlarında refahın sağlanabilmesi için yapılması gerekenler aşağıda sıralanmıştır:
 
a) Çiftlik hayvanlarına yeterli bilgi ve beceriye sahip personelce bakılmalıdır.
b) Zaman, zaman ya da düzenli olarak bağlanan hayvanlara, fizyolojik ve etolojik ihtiyaçlarına uygun bir alan sağlanmalıdır. Hayvanlar bilimsel bilgiler doğrultusunda, türlerine özgü hareket serbestisine sahip olmalıdırlar.
c) Hayvanlar barındırıldıkları binalarda daimi karanlığa mahkûm edilmemelidirler. Yeterli doğal ışık yoksa onlara fizyolojik ve etolojik ihtiyaçları doğrultusunda yapay ışık sağlanmalıdır.
d)Hayvansal üretim yapılarında, hava sirkülâsyonu, sıcaklık, relativ nem, toz miktarı ve gas konsantrasyonu hayvanlara zarar vermeyecek sınırlarda tutulabilmelidir.
e) Hayvan Barınaklarının yapımında kullanılan, hayvanlara temas edecek olan yapı materyalinin hayvanlara zarar vermeyecek özellikte, dezenfekte edilebilir ve temizlenebilir olması gerekir.
f)Yetiştirme sistemlerinde barındırılan hayvanlarda refah, günde en az bir kez insan tarafından yapılan, tüm hayvanların gözlemlendiği teftişle yakından ilgilidir. Teftiş sırasında hasta görünen hayvanlara gerekli önem gösterilerek, uygun önlemler alınmalıdır. Bu önlemler yeterli gelmezse, mümkün olan en kısa zamanda veteriner hekim görüşü alınmalıdır.
g)Hayvanlar kötü hava koşullarına, yabani hayvanlara veya onların sağlıklarını tehdit eden diğer risklere karşı gerekli önlemlerin alınmadığı yetiştirme sistemlerinde barındırılamazlar.
h) Yetiştirme sistemlerinde hayvanların sağlığı için temel önemde olan mekanik veya elektronik ekipmanın günde en az bir kez gözden geçirilmesi gerekir. Hatalar keşfedildiğinde ise derhal bunların giderilmesi gerekir.
ı) Hayvanları yaşlarına ve türlerine uygun sağlıklı diyetlerle ve fizyolojik ihtiyaçlarına uygun aralıklarla beslemek zorunludur. Hiçbir hayvana gereksiz ağrı çekmesine veya vücut hasarına uğramasına sebebiyet verecek maddeleri yemle yada likit tarzda vermemek gerekir. Tüm hayvanlara yeterli miktarda su sağlanmalıdır.
i)Yemlik ve suluk ekipmanı, hayvanlar arasındaki rekabeti minimize edici ayrıca yemin ve suyun zararlı etkenlerle kontaminasyonunu engelleyici tarzda dizayn edilmelidir.
j) Hayvan sahipleri ya da bakıcı personel, gün içinde yaptıkları teftişler sırasında ölen hayvanların sayısını kayıt altına almalıdırlar. Ayrıca yine hayvanlara herhangi medikal tedavi uygulanmışsa onu da kayıt altına almalıdırlar. Söz konusu kayıtlar ise yetkili otoritenin isteği durumunda sunulmak üzere en az üç sene süreyle saklanmalıdır.
k) Minimal veya kısa bir anlık ağrılara sebebiyet verecek uygulamalar haricinde, hayvanlarda ağrıya sebebiyet verebilecek yetiştirme prosedürleri kullanılamaz.
 
      98/58/ EC sayılı Direktif Avrupa Birliğinde hayvansal üretim amacıyla yetiştirilen hayvanların korunmasına yönelik, türe özel olmayan genel bir düzenlemedir. Tür bazında ise yumurtacı tavukların korunmasına yönelik 99/74/EEC sayılı direktif, domuzların korunmasına yönelik 91/630/EEC sayılı direktif, buzağıların korunmasına yönelik 91/629/EC sayılı direktif v.b düzenlemeler bulunmaktadır.
 
      Yumurtacı tavuklarla ilgili olan düzenlemeyle, tavuk başına 550 cm2’nin ayrıldığı zenginleştirilmemiş kafeslerin 2003 yılından sonra yapılması yasaklanırken, 2012 yılından sonra ise tamamen kaldırılmaları hükme bağlanmış, zenginleştirilmiş kafes sistemlerinde ise tavuk başına 750 cm2 alan ve en az 15 cm tünek sağlanması, folluk, uygun suluk sistemi ve yemlik sistemi sağlanması istenmiştir. Dokuz tavuğa 1m2 alanın ayrıldığı ve diğer birçok teknik özellikleri kapsayan alternatif sistemler için ise belirlenen hükümler 1 Ocak 2007 itibariyle geçerlidir.
 
Avrupa Birliğinde, bahsedilen bu mevzuatlarla üye ülkelerin hayvansal üretimde, hayvanların fizyolojik ve davranımsal ihtiyaçlarının bilimsel veriler doğrultusunda dikkate alındığı, kısaca hayvan refahının merkeze konulduğu yetiştirme sistemlerinin kurulması istenmiş ve minimum standartlar belirlenmiştir.
 
Bazı AB ülkeleri, bu standartları içermekle birlikte, konuyu daha da boyutlandırarak, iç hukuklarında hayvansal üretim standartlarını belirleyen özel yasal düzenlemelerde yapmışlardır. Örneğin Avusturya Sağlık ve Tüketiciyi Koruma Federal Bakanlığı ülkedeki hayvansal üretim standartlarını 1995’de ANI-35-L sistemini temel alarak değiştirmiştir. Puanlamaya dayalı olan bu sistem, hayvan çevresini beş bileşene ayırarak, bunları rakamlaştırmaya dayanmaktadır. Bu çevre bileşenleri hayvanların hareket imkanı, kendi türüyle sosyal kontak, yetiştirme alanının niteliği, bakıcı ihtimamının yoğunluğu ve yetiştirme ortamının klimatik özelliklerinden (ışık, havalandırma, gürültü vs) oluşmaktadır. Sistemin temeli olan beş alandan her biri kendi içinde bir puanlama sistemine sahiptir. ANI-35-L sistemi çiftlik hayvanlarının refahı ile uğraşan Avusturyalı hayvan koruma organizasyonları tarafından da kabul görmüştür. Avusturya’da kabul edilen bu sistem ile hayvansal üretim yapılarında 21 ANI puanına ulaşılması zorunlu kılınırken, yeni yapılacak hayvan barınaklarında ise bu standart 24 ANI puanından daha büyük olmalıdır şeklinde tespit edilmiştir.
 
 
2)  HAYVAN TRANSPORTU:
 
AB’ de hayvanların nakil ve nakille ilgili işlemler sırasında korunması, 22 Aralık 2004 tarihli ve 2005/1/EC sayılı Konsey Regülâsyonu ile yasal olarak düzenlenmiştir. İlgili düzenlemeyle 5.1.2007’den itibaren 8 saat ya da üzerinde hayvan nakli için kullanılacak araçların klimalı olması ve içlerinde hayvanların su içmesi için özel suluk sisteminin bulunması gerekmekteyken, beklenen gebelik süresinin %90’nını tamamlamış ya da 1 hafta öncesinde doğum yapmış hayvanların nakli yasaklanmıştır. Sekiz saat ve üzeri hayvan naklinde kullanılan araçlar uydu izleme sitemine sahip olacaklardır. Halen hayvan naklinde kullanılan eski tip nakil araçları 2009 yılına kadar bu ekipmanlara sahip olacaklardır. Uydu izleme sistemi aracılığıyla nakillerin bir merkezden izlenerek, AB kurallarına en üst seviyede riayet edilmesi tasarlanmıştır.
 
2005/1/EC sayılı düzenlemeyle, kara, deniz ve hava yolu ile yapılacak hayvan nakillerinde AB standartları belirlenmiştir. Yapılan düzenlemeyle, hayvanların refah koşullarında nakledilmesi amaçlanmıştır. Nakil vasıtalarının dizaynından tutunda hijyenine, düzenleme getirilirken, yükleme ve boşaltma sırasında hayvanların kesinlikle acı çekmemesi istenmiştir. Bir haftadan küçük kuzular, 10 günden küçük buzağılar, 3 haftadan küçük domuz yavruları ancak 100 km altındaki mesafelerde nakledilebilirler.
 
3) HAYVANLARIN BAYILTILMASI VE KESİLMESİ
 
93/119/EC sayılı 22 Aralık 1993 tarihli konsey kararıyla; eti, derisi, kürkü vb. amacıyla beslenen hayvan türlerinin nakliyeleri, barınmaları, hareketsiz kılınmaları(zapt-ı rapt), sersemletilmeleri, kesilmeleri ve öldürülmeleri düzenlenmiştir. Bu düzenleme teknik veya deneysel olaylarla, kültürel veya spor olaylarında öldürülen hayvanları kapsamaz.
 
Söz konusu düzenlemeyle, mezbahaya getirilen hayvanların taşıyıcı konteynırlardan ürkütülmeden, heyecanlandırılmadan ve incitilmeden boşaltılmaları istenmiştir. Hayvanların boşaltılacağı zeminlerin kaygan olmaması ve mümkünse yan korkulukların bulunması uygun bulunmuştur. Mezbahalarda hayvanlar hemen kesilmeyecekse, su içmeleri sağlanmalı ve 12 saat içinde kesilmeyecek hayvanlar uygun aralıklarla beslenmelidir. Mezbahada 12 saat ve üzeri barındırılacak hayvanlar, bekleme odalarına alınmalı ve gerekliyse kolaylıkla yatıp kalkacakları şekilde bağlanmalıdırlar.
 
Bayıltma ve kesim öncesinde hayvanlar herhangi bir ağrıya, heyecana, yaralanmaya ve çarpmaya maruz kalmadan uygun usulle zapt-ı rapta alınmalıdırlar. Hayvanlar( kümes hayvanları ve tavşanlar hariç) kesilmeden önce asılmamalıdır. Elektrikli bayıltma aletleri zapt-ı rapt veya hayvanları hareket ettirmek için kullanılmamalıdır.
 
 Hayvanların bayıltılması için izin verilen yöntemler:
 
a) Ani etkili tabanca: Vuruş boynuzların gerisinden ağza doğru nişan alınarak yapılır ve vuruştan sonra 15 saniye içinde kan akıtılmalıdır.
b) Beyin sarsıntısı: Bu iş için sadece mekanik olarak kullanılacak aletlere izin verilmiştir, bu aletler kafatasına müdahale edecek şekilde tasarlanmıştır.
c) Elektronarkoz: Elektrotlar ya da su banyosu şeklinde uygulanır. Elektrotlar, akımın beyne direkt olarak girmesi için beyin üzerine yerleştirilmeli, iyi bir elektrik teması için ıslatılmış deri üzerine tutturulmalıdırlar. Kümes hayvanlarında kullanılan su banyosunun, su seviyesi hayvanın kafasını kaplayacak seviyede olmalı, akımın şiddeti ve süresi bir uzman tarafından hayvanın kesilene kadar baygın kalmasını sağlayacak şekilde ayarlanır.
d) Karbondioksite maruz bırakma: Bu metod domuzların bayıltılmasında kullanılır. Kullanılan karbondioksitin derişimi en az %70 olmalıdır.
 
Bayılan hayvanların, bayıldıktan sonra en kısa süre içinde kanı akıtılmalıdır. Bu işlem, en az bir veya iki karotit arterin kesilmesiyle, çabuk ve bol kan akacak şekilde yapılır. Damarlar kesildikten sonra kan durana kadar yüzme ve elektriksel uyarı işlemi uygulanmaz.
 
TÜRKİYEDE DURUM
 
Ülkemizde, sayısal olarak hayvan varlığında yıllara göre bir kayıp yaşanmakla birlikte, özellikle tavukçuluk sektöründe, besi ve süt sığırcılığında ise entegre işletmeler gün geçtikçe artmaktadır. Öteden beri, Türkiye kamuoyunda hayvancılığın temel sorunları tartışılırken, sektörde örgütlenme sorunu olduğu, işletme büyüklüklerinin sınırlı olduğu ve hayvan başına alınan verimlerin düşük olduğu yani hayvanlarımızın genetik kapasitesinin düşük olduğu vurgulanmaktadır. Bu gün, geldiğimiz noktada, Türkiye hayvancılığı kanatlı sektöründe modern entegrelere sahiptir ve dünyadaki yüksek hayvansal üretim verileri yakalanmıştır, hayvancılığın diğer dallarında ise geçmişe görece gelişmeler mevcuttur.
 
Bütün sektörlerde, olduğu gibi Hayvancılık sektöründe de AB müzakere süreci, taşları yerinden oynatmışa benziyor, sektörün yukarda sıraladığımız sorunların yanına yenilerini eklemesi ve bu yeni durum karşısında stratejilerini kısa ve uzun vadede ciddi bir şekilde gözden geçirmesi gerekiyor. Artık, hayvancılık sektöründe amaç sadece hayvansal üretimi mümkün olduğunca artırmak değil, çiftlikten sofraya her aşamasında, veteriner hekim denetiminden geçmiş hayvansal kökenli gıdaları yüksek refah standartlarındaki çiftlik hayvanlarından elde etmek olacaktır. Çünkü Avrupa Birliğinde Hayvan refahı, çiftlikten sofraya sağlıklı gıda sürecinin, ayrılmaz temel halkalarından biridir.
 
AB müzakere süreciyle birlikte, Hayvan Refahı çerçevesinde bazı yasal düzenlemeler yapılırken, bazıları ise takvime bağlanmıştır.01.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren Hayvanları Koruma Kanunuyla hayvanlara, eziyet yasaklanırken, hayvanların türlerine özgün yaşam şartlarında yaşamaları hüküm altına alınmıştır. İlgili yasayla, kesim işleminin ise ehliyetli kişilerce, hayvanlara en az acı çektirecek şekilde yapılması istenmiştir.
 
Hayvan Refahına yönelik, önemli bir görev alanı olan hayvan nakli konusunda AB standartlarını içeren bir yasal düzenleme yapılmamıştır. Ancak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün 2006/11 sayılı genelgesi hayvan nakil araçları, hayvanların yüklenmesi ve boşaltılmasıyla ilgili bir içerik taşımaktadır.
 
Ülkemizde Hayvan Refahıyla ilgili var olan bu yasal boşluklar, Avrupa Birliği müktesebatının üstlenilmesi çerçevesinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığımızca hazırlanmış olan Veteriner hizmetleri Kanunu Tasarısı yasallaştığında önemli ölçüde aşılacaktır. Ayrıca bu kanunun yasallaşması akabinde 2008 yılında Bakanlıkça, hayvanların nakil sırasında korunması, çiftlik hayvanlarında refah, hayvanların kesim ve öldürülmesi sırasında korunması başlıkları altında ikincil mevzuatların oluşturulması programa bağlanmıştır.
 
Anlaşıldığı üzere, 2008 yılı sonuna kadar yukarda sayılan yasal düzenlemeler tamamlandığında, sektörün var olan bu yeni duruma hızla uyum göstermesi gerekecektir. Hayvan Refahını temel alan hayvansal üretim tarzına olasılıkla AB de yaşandığı gibi kademeli geçilecektir. Nitekim sektör temsilcilerinden bu yönde talepler gelmektedir. Hayvancılık sektörünün, çiftlik aşamasından başlayıp, hayvanların mezbahalara sevkine ve oralarda kesilmesine kadar AB’ ye uyum çerçevesinde çıkacak bu yeni mevzuatlar çerçevesinde yeniden organize olması gerekecektir. Yapılacak bu yeni düzenlemelerin tümü sektör için yeni harcama kalemleri demektir. Avrupa Birliğinde hayvancılık sektörü uzun yıllar ciddi destekler gördükten sonra, yeterli sermaye birikimine sahip işletmelere kavuşmuştur, dolayısıyla bu gün hayvan refahını temel alan hayvansal üretime geçişleri de kolay olmuştur. Ülkemizde hayvancılık sektörünün hala tüm tarımsal üretimin %20-25’ni gerçekleştirdiğini görüyoruz, hâlbuki bu rakam AB ülkelerinde %50’lerin üzerindedir. Hayvancılık sektörünün, gelişmiş ülkelerde olduğu gibi tarımsal üretim içerisindeki, hak ettiği yere gelmesi isteniyorsa, varolan hayvancılık politikalarının hızla gözden geçirilerek, sektöre yapılacak devlet desteklerinin ciddi olarak arttırılması gerekmektedir. Zira ancak, bu durumda sektör önündeki problemleri aşabilecek, halkımızda refah koşullarında yetiştirilmiş çiftlik hayvanlarından üretilmiş ve her aşamasında veteriner hekimlerce denetlenmiş sağlıklı gıdaları gönül rahatlığı içerisinde tüketebilecektir. 
       
*Bu yazı, AB Veteriner Hekim Platformu çalışmaları kapsamında hazırlanmıştır.

<< Geri

Bu site Özer DİNÇER, Ayhan UZ, Göker GÜNDOĞAN, Hüseyin DEMİREL, Alper ÜLKÜ, tarafından ortak çabalar ile kurulmuştur ve Tum haklari saklidir...

İrtibat: ozerdincer@hotmail.com - ayhan_uzz@hotmail.com