|
TARİH ÖNCESİ DÖNEMDE MERİÇ YÖRESİ ve BÜYÜKALTIAĞAÇKÖYÜ
Anadolu
ve balkanları bir birine bağlayan doğal geçiş yolu üzerinde
bulunan Trakya Tarih öncesi araştırmalar açısından ayrı bir
önem taşımaktadır. İki bölge arasında var olduğu düşünülen,
ticaret, göç, istila ile kültür alış verişi her türlü
etkileşimin anlaşılabilmesi Trakya’da bulunacak arkeoloji
verilere bağlıdır.
Coğrafi bakımdan önemli bir
konuma sahip olmasına karşın Trakya’nın tarih öncesi
dönemlere ait araştırmalar yakın zamana kadar önemsiz
kalmıştır. Bölgenin kültür sürecini saptamak ve Anadolu ile
balkanlar arasındaki ilişkisini anlaya bilmek için 1979-1990
yılları arasında İstanbul üniversitesi, Prehistorya anabilim
dalı öğretim üyelerinden prof dr. Mehmet Özdoğan
başkanlığındaki bir ekip Trakya’da yüzey araştırmaları
gerçekleştirmiştir. Bu üzey araştırmaları seçilmiş bağzı
bölgeler içinde Meriç ilçesi bu araştırma bölgelerine dahil
edilmemiştir. Bununla birlikte Meriç in Büyükaltıağaç
Köyünün 1 km batısında Karlık mevkiinde Edirne Müzesine çok
sayıda cilalıtaş balta gelmesi üzerine , M. Özdoğan
başkanlığındaki ekip 1982 yılında bu yerleşim yerinde
incelemelerde bulunmuştur.( Özdoğan 1985)
Jeomorfolojik araştırmalar
Tarih öncesi dönemlerde Ege denizinin bir koy halinde bu
bölgeye kadar uzandığını ortaya çıkarmıştır.(göçmen 1976)
daha sonra Meriç Nehri’nin taşıdığı alivyonlar bu körfezi
hızla doldurmaya başlamıştır ve bunun sonucunda küçük gölcük
ve bataklıklar oluşmuştur.
Özellikle Meriç nehrinin
Trakya’nın iç kesimleri ile ilişkiyi sağlaya bilecek bir
özelliğe sahip olması tarih öncesi dönemlerde bölgenin
önemini artırmaktadır.
Bölgenin tarh öncesi
yerleşmeler için elverişli ve önemli bir yere sahip
olmasından dolayı 1997 yılında Trakya Üniversitesi Arkeoloji
bölümü adı altında bu bölgede bir yüzey araştırması
gerçekleştirdik . Bu araştırmada Büyükaltıağaç yerleşmesi
de dahil olmak üzere tarih öncesi dönemlere ait 2 yerleşim
yeri saptanarak belgelenmiş ve Anadolu ile Balkan
kültürleri arasındaki ilişkiler konusunda yeni veriler elde
edilmiştir.( Erdoğu-1999)
Neolitik
çağ ve Meriç yöresi
İlk köy toplulukları dönemi yada yaygın
adıyla neolitik çağ, tahıl tarımına ve hayvan
evcilleştirilmesine dayanan yeni bir modelin doğuşu, süreli
yerleşime ve buna bağlı olarak kalıcı konutların yapımına
geçilmesi, çanak çömlek ve sürtme taş aletler yeni
teknolojilerin görüldüğü , mülkiyetin geniş anlamda
ticaretin ortaya çıktığı , insanlık tarihi açısından önemli
bir dönemdir. Trakya’da bu dönemlere ait en erken buluntular
Enez yakınlarında Hoca çeşme, Kırklareli’de Aşağı Pınar ve
İstanbul Küçük çekmece’de Yarım Burgaz mağarası kazılarında
ele geçmiştir.
Meriç bölgesinde , Büyükaltıağaç Köyü
yakınlarında Maya Baba ve karlık (karakti) Mevkii
yerleşmelerinde az sayıda Neolitik dönemin erken evresine
ait çanak çömlek paçaları bulunmuştur. Bu çanak çömlekler
Aşağı pınar yerleşmesinin 6. tabakasında bulunan ve
Bulgaristan’ın Karanovo II. Kültürü ile çağdaş malzeme ile
benzerdir.
Ayrıca Büyükaltıağaç köyünün batısında
Boğazdere’ye bakan teraslar üzerin de çakmak taşı ve
quartzdan yapılmış minik bilgi çekirdekleri, küçük ve orta
boy kazıcılar ile delicilerden oluşan taş aletler
bulunmuştur. Bu taş aletlerle birlikte muhtemelen Neolitik
çağa tarihlendirilen az sayıda çok kaba çanak çömlek
parçaları ve küçük cilalı taş balta parçaları bulunmuştur.
Balkanlarda “ Vinça Dönemi” olarak
bilinen ve Bulgaristan’da Karanovo ID-Vesselinovo Kültürü
ile temsil edilen yaklaşık MÖ 5500-5200 yıllarına
tarihlendirilen yerleşmelere tüm Trakya’da yoğun olarak
rastlanmaktadır. Mahmuzlu kulplar ve sığ oluk bezeme
karakterize edilen bu kültüre ait çanak çömleklere
Büyükaltıağaç köyü Karlık mevkii Maya Baba ve Akçadam köyü
Gavurdere yerleşmelerinde rastlanmaktadır.
Yaklaşık MÖ 5200-4900 yılları
arasında Trakya’da önemli değişikler gözlenmektedir. Bu
dönemde yüzeyleri kabalaştırılmış, çizgi, sokma ve barbotin
bezemeli çanak çömleklerle karakterize edilen bazı lakot
kültürler karşımıza çıkmaktadır. Bu tip yüzeyleri
kabartılmış çanak çömlekler Batı ve Kuzey Balkanlarda
Neolitik çağ ile başlayıp yaklaşık MÖ 4. bin yıllara kadar
görülmektedir.
Trakya’da yüzeyi kabarttırılmış
çanak çömlekler Tekirdağ yakınlarında Topraktepe
kazılarında bulunmuş ve “Topraktepe Kültürü” olarak
adlandırılır.(Özdoğan 1998) topraktepe kültürü Trakya’nın
güneyinde hakimken, Trakya’nın kuzeyinde , Edirne-
Kırklareli bölgesinde Karanovo III-IV kültürü olarak bilinen
ve Karanovo ID-Vessilnovo Kültürünün bir devamı olarak
görülen bir kültür görülmektedir.Kırklareli Aşağı Pınar
kazılarında Karanovo III-IV Kültürüne ait tabakalarda
Toptepe çanak çömlekleri de bulunmuştur.
Meriç bölgesine baktığımızda bu
dönemde Toptepe Kültürüne benzeyen yüzeyi kabalaştırılmış
çanak çömlekler veren yerleşim yerleri görülmektedir. Bu
Toptepe kültürüne benzer çanak çömlekler ilk kez Uzunköprü
Yakınlarında Maslıdere yerleşmesinde bulunduğu için
“Maslıdere Kültürü” olarak adlandırılmıştır ( Erdoğu
1999).
Maslıdere
çanak çömlekği ile Toptepe çanak çömleği form ve malzeme
olarak birbirine benzese de , Maslıdere çanak çömleği
üzerine uygulanan motifler Toptepe’den farklıdır. Ayrıca
Toptepe kültüründe yüzeyi kabalaştırılmış çanak çömleklerin
yanı sıra “ Mikalı Mal” olarak bilinen , koyu renkli
,parlak açkılı sığ çizgi bezemeli , uzun boyunlu, keskin
karınlı testi formları ile karakterize edilen çanak
çömlekler de vardır. Bu tip çanak çömlekler Maslıdere
yerleşmelerinde bulunmamıştır. Gene Maslıdere tipi veren
yerleşmelerde Edirne- Kırklareli bölgesinde görünen Karanovo
ID-IV kültürüne ait malzemeler yoktur. Kendi içinde lokal
bir kültür olarak görülen Maslıdere kültürüne ait
buluntular, Büyükaltıağaç Köyü Karlık Mevkii, Maya Baba,
Tefikiye Köyü Arpalık Tepe , Nasuhbey Köyü Karşı bağlar,
Akçadam Köyü Gavurdere ve Serem Köyü Bağlık sırtı
yerleşkelerinde ele geçirilmiştir.
Kalkolitik ve tunç çağları dönemi ve Meriç
yöresi
Gelişmiş köy toplulukları dönemi
olarak da adlandırılan Kalkolitik Çağ , Devlet kurumunun
çekirdeği olan ilk kent toplumlarının oluşmaya başladığı ,
toplumsal sınıfların ortaya çıktığı , madenciliğin başladığı
bir çağdır.(Bakır-taş dönemi olarak ta anılan bu dönem genel
olarak İ.S. 6000 ile 2500 arasında
tarihlendirilir.)Balkanların en gelişkin Kültürleri bu çağda
görüldüğü halde Trakya’da bu çağda azalma görülmektedir.
Meriç bölgesinde yaptığımız
araştırmalarda da Kalkolitik çağa ait bir yerleşim yeri veya
malzeme rastlanmamıştır. Tunç Çağları ilk kent devletlerinin
ve daha sonra bugünkü anlamda ilk devletlerin ortaya çıktığı
çağdır. Yeni toplum modeli siyasi örgütlenmeyi değiştirdiği
gibi , sistemin değiştirdiği çeşitli kurumlar ve buluşlar
bugünkü uygarlığın şekillenmesinde önemli bir rol
oynamışlardır. En önemli buluşların başında bakır kalay ile
karıştırılarak sert ve dayanıklı bir alışım olan tunç’un
elde edilmesi gelmektedir.
Kalkolitik çağın sonunda Balkanlarda
önemli değişiklikler olmuştur. Görkemli yerleşmeler ortadan
kalkmış , gelişkin kültür öğeleri yok olmuş , birkaç yüz yıl
süren karışık karanlık bir döneme girilmiştir. Bu çöküşün
nedenlerinin iklimsel ve çevresel değişiklikler olduğu
düşünülmektedir.(Todorova 1995)
Söz konusu karışık karanlık dönemden
sonra yaklaşık MÖ 3000 yıllarında Trakya yoğun olarak iskan
edilmiştir.bu dönemde Marmara kıyıları ve Gelibolu
yarımadası Batı Anadolu Troya I Kültürünün etkisi
altındadır. Aynı bölgede höyük tipi yerleşmelerde Troya I
tipi çanak çömlekler Balkanların Ezero tipi çanak çömlekleri
ile birlikte görülmektedir.
Trakya’nın iç kesimlerinde durum
daha farklıdır. Bu bölge Bulgaristan kültür bölgesi
içindedir ve Ezero – Sveti Krilovo ya da Mihaliç türü
çanak veren küçük yerleşim yerleri görülmektedir.(
Özdoğan 1998) . Meriç bölgesinde yaptığımız araştırmalarda
Tevfikiye Köyü yakınlarında Arpalık Tepe yerleşmesinde Troya
I Ezero tipi çanak çömlekler bulunmuş ve Troya I kültür
etkisinin bu bölgeye kadar geldiği saplanmıştır. Bununla
birlikte Büyükaltıağaç Köyü Maya Baba,
Umurca Köyü Mezarlık Tepe Yerleşmesinde Ezero Sveti Krilovo
tipi çanak çömlekler bulunmuştur.
Tunç Çağı’nın sonlarında Kuzey
Karadeniz Bölgesinden gelen büyük bir göç dalgası Trakya’yı
etkilemiştir. İp baskı bezeme ve yumrucuklu çanak çömlek ile
karakterize edilen Son Tunç Çağı yerleşmelerine özellikle
Edirne-Kırklareli bölgesinde yoğun olarak rastlanmaktadır.
Meriç bölgesinde bu döneme ait buluntular sadece
Kadıdondurma Köyü Acıçeşme Yerleşmesinde bulunmuştur.
Bu yapılan araştırmalar sonucu
Meriç bölgesinin Neolitik Çağdan bu yana sürekli
yerleşildiğini göstermiştir. Bölgede henüz hiç bir kazı
çalışması yoktur. Fakat özellikle MÖ 5. binyıllarda bu
bölgede “ Maslıdere” olarak bilinen ve yüzeyi
kabalaştırılmış çizgi sokma ve karbonit bezemeli çanak
çömleklerle karakterize edilen lokal (yerleşik) bir kültürün
görülmesi önemlidir.
Benzer buluntulara şimdiye kadar ne
Yunanistan’da ne Bulgaristan’da ; nede Anadolu’da
rastlanmamıştır. Yine önemli bir sonuç; İlk Tunç Çağında
batı Anadolu Troya I Kültürünün etki alanının bu bölgeye
kadar ulaşmasıdır. Bu bölgelerde yapılacak kazılar
Trakya’nın Kültür tarihine önemli veriler sunacaktır.

KAYNAKÇA
1 -
Yöre Dergisi : sayı 66 eylül 2005.
2 -
Erdoğu, B . , 1999-1997 yılı Edirne ili yüzey araştırması.
XVI. Araştırma Sonuçlar Toplantısı II, Ankara :345-358
3 -
Göçmen, K. , 1976 Aşağı Meriç Vadisi Taşkın Ovası ve
Deltanın Alüvyal Jeomorfolojisi , İstanbul.
4 -
Özdoğan, M. ,1985 A surface survey for Prehistoric and Early
Historic sites in NortwestemTurkey. National Geographie
Researehfor 1979: 517-541 . Washington.
5 –
Özdoğan, M. , 1998 Tarih Öncesi Dönemlerde Anadolu ile
Balkanlar Arasındaki Kültür İlişkileri ve Trakya’da Yapılan
Yeni Kazı Çalışmaları . TÜBA-AR 1:63-93
6 –
Todorova ., H. 1995 The Neolithic and Transitional Period
in Bulgarian Prehistory. D.W.Baliy ve I Panayatov(eds)Prehistorle
Bulgarla: 79-98 Medison Wisconsin.
Maya
Baba
Günümüzde Büyükaltıağaç ve Küçükaltıağaç arasında (veya
çevresinde) eski çağlara ait yerleşim yeri olduğu
kanıtlanmıştır. Büyükaltıağaç köyünde bir yatırda Maya
Baba yatmaktadır. Diyanet işleri arşiv kayıtlarına
göre Maya Baba bir şehittir ve halk onun pers
döneminde şehit olduğuna inanır.
Her yıl haziran ayında türbeye, türbeye yakın bir korulukta
Mayalar adı verilen eğlenceler düzenlenirdi.
Bu eğlencelere çevre köylerin tümü ilgi duyar ve önemli
ölçüde katılırdı. Maya Babaya mum yakma geleneği
sürmektedir. Ancak: inanışa göre herkes mum yakamaz. Örneğin
bu işi bir zamanlar Ramazan Ocak denemiş; ama Bektaşi
olmadığı için bu işi sürdürmesi yatırda yatan kişi
tarafından istenmemiştir.
Olmadık sıkıntılar gelmiştir Ramazan Ocak’ın başına ve yine
tüm bu olumsuzlukların Yatırda yatan kişiden kaynaklandığına
inanılır. Sadık Dede’nin mum yakmaya başlaması bu olaydan
sonradır. Burada mum yakan kişi bu işi yaptıktan sonra elini
göğsüne koyar ve geri geri giderek uzaklaşır; arkasına
dönmez.
Maya Baba’nın
asıl adının Yahya
olduğuna inananlara göre o : “ Ümmetim beni
Hıdrellezin 28. günü gelsin ve beni görsün”
demiştir. Her yıl aynı gün burada gerçekleştirilen Maya
eğlencelerinin yapılış nedeni budur.
Aslında söz konusu eğlenceler uzun süredir geleneksel alanda
ve yakın geçmişte bir orman durumundaki yerde yapılmıyor.
Çünkü bu alan çeltik ekimine açılmıştır ve köyde pek çok
kişi : bu duruma yol açan muhtarın yaşadığı akıl almaz
olumsuzlukları hep buna bağlar.
Yakın zamanda kurban kesimi de Maya Baba’da
yapılmakta idi. Büyükaltıağaç köyünde 4 yatır bulunmaktadır.
Birinin adı Hıdrellez Baba’dır ve yakın zamana kadar
Hıdrellez eğlenceleri orada yapılmaktaydı.
Yunan işgali bitiminde, Yunanlıların(çetecilerin)
köyü terk ederken (Köy dışında
Küplü yoluna
çıkışta)şehit ettikleri 5 kişinin gömülü olduğu yer ise
Beş Mezarlar olarak anılmaktadır.
Burada yatan şehitlerin adları şöyledir:
1-
Çakır Ali
2- Hacıların( Al oğulların )Remzi(Tan)3-
Kara Mustafa ( Motuk Mustafa)4- Mandacıların Şakir
5- Kamber Ağa
Büyükaltıağaç
ve Küçükaltıağaç yerli köyler olarak bilinir.

Maya
Baba yatırı (ki köyde Tekke
diyenlerde vardır) üstüne zaman zaman
bir kapalı
mekan yapılma girişimleri olsa da ( köylülere göre , orada
yatan
zat bu mekanı
kabul etmediğinden ) yapıların bilinmezler tarafından aynı
gece
yıkıldığına
inanılır.

Beş Mezarlar
denilen şehitlikte , şehitlerin adlarının yazan bir plaket
ile bir
çevre
düzenlemesi dikkati çeker.
|